Perşembe, Haziran 13, 2019
Adliye personeline yeniden klavye sınavı uygulamasına dair genelgenin iptali hususunda Danıştay’a dava açtık

Adliye personeline yeniden klavye sınavı uygulamasına dair genelgenin iptali hususunda Danıştay’a dava açtık

 

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

NÖB. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

K O N Y A

Davacı : Niyaz DÜLGER  Adalet Büro Sen Genel Sekreteri

1. Sulh Ceza Mahkemesi Zabıt Katibi Adalet Sarayı-KONYA

Davacı adına ADALET BÜRO-SEN-Fetih Mah. Alaattin Kap Cd.

İnci Apt. No:113/Z-2 Karatay-KONYA

 

Vekilleri : Av. Adem SEZER & Av. Behiye KALKAN SEZER

Furkan Dede Cad. Gümüş Han No:48/305 Meram-KONYA

 

Davalı : ADALET BAKANLIĞI Kızılay-ANKARA

Dava Konusu : T.C. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 16.04.2013 tarih 5532/16374 sayılı “Zabıt Katiplerinin Etkinlik ve Yeterliliklerinin Artırılması” konulu ülke çapında uygulanacağı bildirilen düzenleyici işleminin İPTALİ ile, öncelikle gecikilmesi halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğinden ve de idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı İYUK’nun 27/2, 4 ve 16 ncı maddeleri uyarınca YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA karar verilmesi talebinden ibarettir.

İdarenin İşlem Tar. : 16.4.2013

Açıklamalar :

Müvekkil Adalet Büro Sen Üyesi ve Genel Sekreteri olan davacı Niyaz Dülger, Konya Adalet Sarayı 1. Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde zabıt katibi olarak çalışmaktadır. Müvekkilin sendika üyesi olduğuna dair üyelik formu ve adına işbu davanın açılmasına muvafakatine dair belgeler dilekçemiz ekinde sunulmuştur (ek-1, 2).

Davalı Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 16.04.2013 tarih ve 5532-16374 sayılı “Zabıt Katiplerinin Etkinlik ve Yeterliliklerinin Artırılması” konulu, tüm Türkiye genelindeki Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Bölge İdare Mahkemesi Başkanlıklarına yazmış olduğu yazısında özetle; Bakanlık Taşra Teşkilatında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4/A ve 4/B maddeleri kapsamında görev yapan zabıt katibi unvanındaki bir kısım personelin nitelik bakımından, özellikle klavye kullanma konusunda yetersiz oldukları yönünde yakınmaların kendilerine iletildiğini, memurluğa alınacak personelin niteliklerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 48. maddesi ile Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nde belirtildiğini, buna göre zabıt katibi, cezaevi katibi ve daktilograf kadrolarına atanabilmek için “Meslek liselerinde okutulan daktilografi ders kitabından seçilip yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız ve an az doksan kelime yazmak” şartının olduğunu, devlet memurlarının memurluğa atanma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmeleri durumunda memuriyetlerinin sona ereceğinin düzenlendiğini, komisyonlar bünyesinde zabıt katibi unvanında görev yapan personele en az üç ay öncesinden duyuru yapılmak suretiyle ilgili yönetmelik ve kanun gereğince memurluğa alınma şartlarından olan üç dakikada doksan kelime şartını kaydedip kaydetmediklerinin tespit edilmesini, bu konuda uygulama sınavı yapılmasını, yapılan sınavla ilgili başarı durumlarının bildirilmesini, uygulamada başarısız olanların üç ay sonra tekrar uygulama sınavına alınarak yine başarısız olanların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 98. maddesi gereğince memuriyetlerine son verme işleminin değerlendirilmek üzere bilgi verilmesini istemiştir (ek-3).

Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün söz konusu düzenleyici işlemi tüm ülke çapında uygulanacak bir işlem olup, 2575 Sayılı Danıştay Kanunu’nun “İlk Derece Mahkemesi Olarak Danıştay’da Görülecek Davalar” başlıklı 24. maddesinde “c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere” ilişkin davaların Danıştay’da görüleceğinin düzenlendiği, işbu davayı görmede görev ve yetkinin Danıştay Başkanlığı’na ait olduğu anlaşılmaktadır.

T.C. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 16.04.2013 tarih 5532/16374 sayılı “Zabıt Katiplerinin Etkinlik ve Yeterliliklerinin Artırılması” konulu ülke çapında uygulanacağı bildirilen düzenleyici işlemi açıkça yasalara ve hukuka aykırı olup, söz konusu düzenlemenin iptali ile, öncelikle gecikilmesi halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğinden ve de idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı İYUK’nun 27/2, 4 ve 16 ncı maddeleri uyarınca yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Şöyle ki;

Davalı tarafın iddialarından ve söz konusu uygulamaya temel olarak gördüğü yasal mevzuattan yola çıkarak meseleyi ele almak gerekirse; Devlet Memurluğu’na Alınma esas ve usulleri 657 Sayılı Kanunu 46. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Madde 46 – Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı hariç), personel atamasına lüzum gördükleri boş kadroların sayılarını, sınıf ve derecelerini belirterek Devlet Personel Başkanlığına bildirirler.

Madde 47 – Devlet Personel Başkanlığı atama yapılacak boş kadroların sınıf ve derecelerini, kadroların bulundukları kurum ve yerlerini, kadrolara alınacak personel sayılarını, alınacak personelin genel ve özel şartlarını, en son başvurma tarihini, başvurulacak mercileri, sınav yerlerini ve zamanlarını ve gerek görülen diğer bilgileri başvurma süresinin bitiminden en az 15 gün önce Resmi Gazete, radyo, televizyon ve ülke çapında tirajı yüksek gazetelerden asgari biri ve uygun görülecek diğer araçlar ile duyurur.

Sınavsız atama yapılacak yerlere kadro adedinden fazla istekli bulunduğu takdirde açılacak sınavın gün ve yeri yukarıdaki şartlara uygun olarak ayrıca duyurulur.

Madde 48 – Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

1. Türk Vatandaşı olmak,

2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak,

3. Bu Kanunun 41 inci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

5. Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

6. Askerlik durumu itibariyle;

a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,

b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,

c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,

7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak.

B) Özel şartlar:

1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 inci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak,

2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak.

Şeklinde düzenlenmiştir. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun devamı maddelerinde sınav şartları, adaylık işlemleri vs. hususlar da kanunla düzenleme altına alınmıştır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda memuriyetin sona ermesi halleri 98. Maddede düzenlenmiştir. Buna göre ise,

Madde 98 – Devlet memurlarının,

a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması;

b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi;

c) Memurluktan çekilmesi;

ç) İstek, yaş haddi, malullük sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması;

d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.

Şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiil ve haller ise 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 125. maddesinde düzenlenmiştir.

Madde 125- E) Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

c) Siyasi partiye girmek,

d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

f) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,

g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

Şeklinde sayılmıştır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Güvenlik” başlıklı 18. Maddesinde “Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz” hükmüne yer verilmektedir.

Davalı idarenin yazısında bahsi geçen Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği 10.7.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş olup, ilk defa memurluğa atanacak adaylarda bulunması gereken genel ve özel şartlar yönetmeliğin 5. ve 6. Maddesinde düzenlenmiştir.

Adalet Bakanlığı bünyesinde ilk defa memurluğa atanacak olan adaylar için genel şartlar;

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (1), (5) ve (6) numaralı alt bentlerindeki şartları taşımak,

b) İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklar için yapılacak sınavın son başvuru tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 40 ıncı maddesindeki yaş şartını taşımak ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 üncü maddesi kapsamı dışında kalan veya merkezi yerleştirme sonucu atanacak personel hariç olmak üzere merkezi sınav tarihi itibariyle 35 yaşını bitirmemiş olmak,

c) En az ilköğretim (ortaokul) mezunu olmak,

ç) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesi hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı ile özürlü bulunmamak,

d) Hizmet göreceği sınıfla ilgili özel kanun veya diğer mevzuatta aranan şartları taşımak gerekir.

Adalet Bakanlığı bünyesinde ilk defa memurluğa atanacak olan adaylar için özel şartlar; 

6) Zabıt kâtibi, cezaevi kâtibi ve daktilograf kadrolarına atanabilmek için;

a) Fakülte veya yüksekokulların bilgisayar bölümü, adalet yüksekokulu, meslek yüksekokullarının adalet bölümü, adalet ön lisans programı, adalet meslek lisesi veya diğer lise ve dengi okulların ticaret veya bilgisayar bölümlerinden mezun olmak,

b) En az lise veya dengi okul mezunu olup, başvuru tarihinde Millî Eğitim Bakanlığınca onaylı veya kamu kurumu ve kuruluşlarınca düzenlenen kurslar sonucu verilen daktilo ya da bilgisayar sertifikasına sahip bulunmak,

c) Meslek liselerinde okutulan daktilografi ders kitabından seçilip yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız en az doksan kelime yazmak, (bu bende göre yapılacak uygulamalı sınavda başarılı sayılabilmek için; verilen metne sadık kalınıp kalınmadığı, yanlış yazılan kelime sayısı ile yazı içerisindeki kelime ve cümle tekrarları nedeniyle metnin anlam bütünlüğünün bozulup bozulmadığı göz önünde bulundurulur.)

denilmektedir.

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 5. ve 6. maddesinde Adalet Bakanlığı’na memur olarak atanabilme şartları düzenlenirken madde başlığından da anlaşılacağı üzere “İlk Defa Devlet Memurluğuna Atama” düzenlenmektedir. Yoksa devlet memurluğuna daha önce girmiş ve halen görev yapan personelle ilgili söz konusu hükmün uygulama imkanı bulunmamaktadır.

Kaldı ki zabıt katipliği, üç dakikada doksan kelime yazmaktan da ibaret değildir. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’te zabıt katiplerinin görevleri ve nelerden sorumlu olduğu hususları düzenlenmiştir. Anılan yönetmeliğin 5. maddesinde kalem hizmetlerinin yürütülmesine zabıt katiplerinin de görevli olduğu, 6. Maddesinde katipler arasındaki iş bölümü ilişkisi, 23. ve 58. maddesinde Cumhuriyet Savcılıkları ile Mahkemelerde zabıt katiplerince tutulacak defterlerin ne şekilde tutularak saklanması gerektiği, 66., 68. ve 69. maddelerinde zabıt katiplerince kartonların ne şekilde tutulması gerektiği, 79. maddesinde tutanağın zabıt katibi tarafından tasdik edilmesi gerektiği, 80. maddesinde dosyaların düzenlenmesinin ve dizi pusulasının yapılmasında zabıt katibinin görevi, 83. maddede dosyaların taraflarca incelenmesi sırasında zabıt katibinin hazır bulunması, 85. maddede mahkeme ara kararlarının zabıt katiplerince yerine getirilmesi hususları düzenlenmiştir. Zabıt katibini üç dakika içerisinde doksan kelime yazabilen bir personel olarak görmek ve bunun dışındaki diğer işleri görmezden gelmek mümkün değildir.

Yine adliye içerisinde ön bürolarda, emanet memurluğunda, icra müdürlüklerinde, danışmalarda, ambar memurluğunda vs. birçok bilgisayar ve daktilo ile işi az olan yerlerde de görevlendirilmektedirler. Anılan yerlerde yıllardır işini layıkıyla yapan binlerce personel bulunmaktadır. Yıllardır icra müdürlüğünde çalışan ve haciz işlemleriyle meşgul olan bir zabıt katibinin haciz sırasında bilgisayar ya da daktilo kullanması mümkün olmayıp, tutanaklar elle tanzim edilmektedir. Bu şekilde ve işini layıkıyla yapan bir zabıt katibini üç dakikada doksan kelime yazamıyor diye memurluğuna son verme düşüncesi ne kadar yerinde ne kadar hak ve hukuka uygundur? Zabıt katibinin nihai görevi de zabtı kaydetmektir. Bunun elle ya da bilgisayar yardımıyla yapılmasının önünde bir engel de yoktur. Keza ambar ve emanet memurluklarında zabıtlar yakın zamana kadar hep elle tutulmuştur. İcra Müdürlüklerinde haciz tutanakları halen elle tutulmaktadır. Konya adliyesi başta olmak üzere, birçok adliyede ön bürolarda ve danışmalarda zabıt katipleri çalıştırılmaktadır.

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği 10.7.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce devlet memurluğuna ve zabıt katipliğine hak kazanmış binlerce personel bulunmaktadır. Memuriyete girdikleri sırada öngörülemeyen bir şart ya da durum daha sonra ve memuriyete girdikten sonra zorunlu hale getirilemez. Kazanılmış müktesep hak niteliğinde olan bir kısım haklara dokunarak işlem yapılmaya kalkışılması kabul edilemez bir tutumdur. Anayasanın 2. Maddesinde belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Kısaca, kendisi de hukuk kurallarına bağlı kalarak yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan devlet olarak ifade edilebilen hukuk devleti, Anayasa Mahkemesince, “her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlet” olarak tanımlanmaktadır.

Daha sonra yapılacak işlemlerle önceden yaratılmış hukuki durumların değiştirilmesi hukuktan beklenen güvenlik ile bağdaşamaz. İdari işlemlerin geriye yürümemesi, müesses vaziyetlerle (kurulmuş durumlarla) kazanılmış hakları korumak ve hukuki ilişkilerde istikrarı sağlamak ihtiyaç ve zorunluluğundan doğmuş sosyal bir hukuk kuralıdır. Kazanılmış haklara saygı ilkesinin önemi; kanunun kaldırılması veya değiştirilmesi, daha sık da bir idari işlemin geri alınması veya kaldırılması veya değiştirilmesi hallerinde önceki kanun veya idari işlemden doğmuş olan hakların hangi durumlarda ne kadar korunacağı veya korunmayacağı açısından ortaya çıkmaktadır.

Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği kural olarak, yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Bu nedenle “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca, yasalar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara uygulanabileceklerinden sonradan çıkan bir yasa ya da düzenleyici işlem yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanmaz. Böyle bir uygulama ile kazanılmış bir takım haklara da dokunulması kabul edilemez.

Üstelik davalı taraf, söz konusu uygulamayı sadece taşra teşkilatı ile sınırlı tuttuğunu bildirmekte olup, merkez teşkilatını uygulama dışında tuttuğunu bildirmektedir. Bu durum da anayasal ilkelere aykırı başka bir uygulamadır. Ayrıca söz konusu uygulamanın Türkiye’nin değişik yerlerinde ve değişik metinlerle uygulanacağı da bir gerçektir. Davalı tarafın düzenleyici işleminde ve yönetmelikte bahsi geçen daktilografi kitabında İngilizce, rakam ve yazı karışımı vs. metinler de yer almakta olup, bulunulan yerdeki uygulayıcının inisiyatifi ile yapılacak, sübjektif bir uygulama söz konusudur.

Hukuki Deliller : Davacı Niyaz Dülger’in Adalet Büro Sendikası üyesi olduğuna dair üyelik belgeleri, Davacı tarafından verilen muvafakatname-yetki belgesi, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün yazıları, vs. her türlü yasal delil.

Talep : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığım nedenlerle ve tarafınızca resen nazara alınacak hususlar doğrultusunda,

Davamızın KABULÜ ile, T.C. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 16.04.2013 tarih 5532/16374 sayılı “Zabıt Katiplerinin Etkinlik ve Yeterliliklerinin Artırılması” konulu ülke çapında uygulanacağı bildirilen düzenleyici işleminin İPTALİNE, öncelikle gecikilmesi halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğinden ve de idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle 2577 sayılı İYUK’nun 27/2, 4 ve 16 ncı maddeleri uyarınca YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline,

Karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim.18.04.2013

Davacı Adına Adalet Büro Sen Vekilleri

Av. Adem SEZER & Av. Behiye KALKAN SEZER

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


− 3 = beş