Salı, Kasım 10, 2020
Yıpranma Payı Adalet Bakanlığı Personelinin Hakkıdır !

Yıpranma Payı Adalet Bakanlığı Personelinin Hakkıdır !

Kamu kurumlarında zor şartlar altında çalışan personellerin erken emekli olmalarına olanak sağlayan çalışma başlatılarak, sağlık çalışanlarına yıpranma payı verilmesi düşünülmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde bir komisyon oluşturularak, kamuda zor şartlar altında kurumlar tespit edilerek 5 yıl çalışma karşılığı 1 yıl erken emeklilik imkanı sağlanacaktır. Bu imkanı sağlamaktaki temel amaç sağlık personelinin çalışma koşulları ve psikolojik yıpranmaları olarak değerlendirilmiştir.

Sağlık çalışanlarının kendi sektörlerinde yoğun bir tempo içinde çalıştıkları, çalışma koşulları itibariyle olumsuz etkilendikleri kabul görmektedir. Yıpranma payı çalışma koşulları zor olan çalışanın daha erken emekli edilmesini öngörmektedir. Ülkemizde Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet mensupları, Milli İstihbarat Teşkilatı, basın ve gazetecilikte, TRT’de, TBMM’nde yasama organı statüsünde çalışanlara yıpranma payı verilmektedir. Ayrıca 2014 yılında hakim ve savcıların zor şartlar altında çalıştığından bahisle yıpranma payından faydalanmaları hususunda bir milletvekilimiz tarafından kanun teklifi de verilmiştir. Bunun yanı sıra eğitimciler de yıpranma payının kendilerine verilmesi hususunda bir kısım çalışmalarda bulunmuşlardır.

Görüleceği üzere farklı sektör guruplarında çalışan personelin çalışma koşulları değerlendirilmiş ve meslekteki yıpranmaları erken emekli olmaları hususunda yeterli sayılmıştır. Büro iş kolunda çalışan personellerin de ayrı ayrı değerlendirilmesi yapıldığında, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personelin gerek çalışma ortamlarındaki iş yoğunluğu ve neticesindeki olumsuz etkileri, gerekse işin niteliği gereği stres faktörünün yoğun şekilde ortaya çıkmasıyla personelin diğer kurum çalışanlarına göre fazlasıyla yıprandığı herkes tarafından kabul edilmektedir.

Bu itibarla sendikamızca çalışma başlatılmış, genel merkez tarafından yapılacak girişimlerin güçlendirilmesi adına ayrıca Başbakanlığa ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına hitaben dilekçe kampanyası başlatılmıştır. Aşağıda örneği verilen dilekçenin her iki kuruma hitaben ayrı ayrı gönderilmesi yapılacak çalışmayı olumlu etkileyecektir. Bu itibarla, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personel arkadaşlarımızın ihmale mahal bırakılmaksızın dilekçeleri ilgili kurumlara ayrı ayrı göndermelerini sendikamız adına saygıyla talep ederiz.

 

 

 

BAŞBAKANLIK MAKAMINA

                                    ANKARA

—–

 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK  BAKANLIĞINA

                                                                                  ANKARA

 

            Kamuda erken emeklilik imkânı tanınacak mesleklerin genişletilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde bir komisyon oluşturulmuştur. Gerek bu komisyonun çalışma kapsamında gerekse Sayın Cumhurbaşkanımızın basına yapmış olduğu açıklamalarda sağlık çalışanlarına 5 yıl karşılığı 1 yıl yıpranma payı verilerek erken emekli olma imkânı sağlanacaktır. Bu imkânı sağlamaktaki temel amaç sağlık personelinin çalışma koşulları ve psikolojik yıpranmaları olarak değerlendirilmiştir.

            Kamu kurumlarında çalışan personelin yaptıkları işin niteliği ve önemi, iş çokluğu ve iş gereklerinin meydana getirdiği psikolojik bozukluklar, mesai sonrası dinlenme saatlerinde yapılan çalışmaların sürekliliği, kurum içerisinde hiyerarşik yapının yoğunluğu nedeniyle ortaya çıkan mobbingin insan hayatına olumsuz yansımaları gibi faktörler birlikte değerlendirildiğinde Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerin diğer kurum personellerine karşılık ruhen ve fiziken çok daha fazla yıprandığı net bir tablo ile karşımıza çıkacaktır.

            Bilindiği üzere adliyeler sorunu olan insanların olumsuz psikoloji ile gitmek zorunda oldukları devlet kurumlarıdır. Bu kuruma gelen insanlar haliyle üzerlerindeki olumsuz psikolojiyi çalışanlara da yansıtmaktadırlar. Sorunların çözümü noktasında vatandaşımızla bire bir ilgilenmekle yükümlü olan personelimiz de neredeyse bu problemlere ortak olmaktadırlar. Herkesin kabul gördüğü üzere, toplumda gerek sosyal ve gerekse ekonomik değişimler nedeniyle ihtilaflar çoğalmakta, haliyle adliyelere müracaatlar bir önceki döneme göre daha fazla artmakta, artan dosya sayısı da yoğun ve stresli iş temposu olarak personelin omuzlarına binmektedir.

            Meydana gelen iş yoğunluğu neticesi personelin mesai saatleri dışında geç saatlere kadar çalışmasına ve hatta hafta sonu dahi işleri bitirmek üzere kurumda ek mesai yapmasına sebebiyet vermektedir. İş yoğunluğunun neticeleri sadece ek mesai olarak karşımıza çıkmamaktadır. Duruşmaların uzaması nedeniyle öğlen yemek mesaisini dahi kaçırabilmekte, hatta uzun süren duruşmalar nedeniyle saatlerce yerinden kalkamayan personelin omur ve bel rahatsızlıkları gibi sağlık sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Hele bir de aynı gün içerisinde nöbet görevi var ise personelin durum daha da ciddi bir vaziyete ulaşabilmektedir.

            Savcılıkta otopsi nöbetine kalan personel gecenin bir vakti kimsenin görmeye tahammül edemeyeceği ceset manzaraları ile karşı karşıya kalabilmekte, üzerinden atamadığı olumsuz psikolojiyi evine ve çocuklarına yansıtmamak adına kurum tarafından psikolojik sağlık desteği dahi alamamaktadır. Aynı şekilde emanet memurluğunda çalışan arkadaşlara her türlü suç eşyası zimmetlenmekte, emanet depolarının olumsuz koşulları altında sağlıklarını yitirebilmektedir.

            Farklı bir bakış açısıyla icra dairesi çalışanlarının incelenmesinde, borçlu ve alacaklı arasında kalan personel her iki taraftan da psikolojik ve fiziki şiddet görebilmektedir. Bu tür vakıalar daha çok haciz mahallerinde gerçekleşmekte, meydana gelen kavgalar ve tartışmalar sonunda icra dairesi çalışanı dava konusu olabilecek mağduriyetlere uğrayabilmektedir.

            Kurum içerisindeki çalışan diğer personeller de benzeri birçok sorunla karşı karşıya kaldıkları gibi çoğu zaman amir baskısı ile ortaya çıkan mobbing uygulamaları neticesi ya çalıştıkları işten soğuyarak motivasyonları düşmekte ya da çareyi istifada aramaktadır.

            Şayet adalet, eşitlik ve hakkaniyet kuramları ölçülerine riayet edilerek kamu kurumları arasında zor şartlar altında çalışan personellere yıpranma payı verilmesi düşünülüyorsa, bu hakkın öncelikle Adalet Bakanlığı Personeline verilmesi en doğru karar olacaktır.

            Tüm bu nedenler birlikte değerlendirildiğinde, yapılan işin niteliği ve yıpratıcı unsurları göz önünde bulundurulduğunda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personelin 5 yıllık hizmeti karşılığında 1 yıl yıpranma payı verilmesini saygıyla arz ederiz. …/…/2017

                                                                                      Adı-Soyadı

                                                                                        Kurumu

 

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Bir yorum

  1. Kesinlkle harika bir paylaşım olmuş inşallah gereği için çalışmalar yapılıyordur

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


7 + dokuz =