Perşembe, Eylül 19, 2019
YORULMADIK! YARGI REFORMUNDAKİ ALEYHİMİZE DÜZENLEME KALDIRILANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ..

YORULMADIK! YARGI REFORMUNDAKİ ALEYHİMİZE DÜZENLEME KALDIRILANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ..

Yargı Reformu Strateji Belgesinde taslağında yazı işleri müdürlüğünün meslektaşlarımızın elinden alınması teklifine karşı sesimiz yüksek sesle çıkmaya devam ediyor. Meslektaşlarımızın aleyhine düzenlemeler getirilen bu taslağa tepki olarak bugün Adalet Sen Sakarya İl Başkanlığı‘nca Sakarya Adliyesi önünde basın açıklaması yapılmıştır. İl Başkanımız Sayın Şemsi KÖROĞLU tarafından yapılan açıklamada; bu yargı reformunun meslektaşlarımıza karşı yapılan en büyük haksızlıklardan biri olduğu, yanlış verilen karardan bir an önce dönülmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sakarya İl Başkanımız Sayın Köroğlu devamla; ” Bizler Adalet Bakanlığı personelinin temsilcileri ve güçlü sesi olarak buradan haykırıyoruz; Adalet Bakanlığı, zabıt kâtiplerinin kariyer mesleği ve tek hedefi olan yazı işleri müdürlüğünü asla siyasi taleplere kurban vermemelidir. Hukuk eğitimi içerisinde yer almayan, kalem mevzuatı, halkla ilişkiler, iletişim, UYAP ve yargı örgütü gibi mesleğin icrasına yönelik eğitim almayan kişileri açıktan atama yoluyla amir pozisyonuna getirmemelidir. Haliyle 657 sayılı DMK’nun 3.maddesindeki “kariyer ve liyakat” ilkelerini asla yok saymamalıdır. Tüm kamu çalışanlarının KPSS ile atanmasını yok sayıp, sırf hukuk eğitimi aldı diye tepeden atamayla meslektaşlarımızın vebaline girmemeli, bakanlığımız öncelikle hukuk fakültesini bitirip de işsiz kalanlara değil, personeline yani öz ve öz kendi evlatlarına sahip çıkmak zorundadır.  Sendikamızca Adalet Bakanlığı Personeli arasında yapılan anketlerde üzücü tablolar karşımıza çıkmaktadır. Meslektaşlarımızın yüzde doksanı başka kurumlara geçiş yapmak istemekte, mobbinge maruz kaldıklarını beyan edenlerin sayısı ile yüzde seksen dörde ulaşmaktadır. Her geçen gün intihar vakaları çoğalmaktadır. 3600 ek gösterge en hafif meslek kadrosuna dahi verilmekte iken bizleri yok saymaktadırlar. Daha ne kadar ezileceğiz bilmiyoruz ama her ne kadar istemesek de üzülerek şu hususu ifade etmek istiyoruz; Bakanlığımız artık personelimizin çalışmak istemediği, zorla çalıştığı bir bakanlık haline gelmiştir. Adalete yönelik yapılan her düzenlemede personelimiz yok sayılmış ve hatta elindeki hakları birer birer geri alınmıştır.

15 Temmuz darbe girişimi sürecinde hiçbir kurum fazla mesai yapmaz iken, tüm personelimiz karşılık beklemeksizin haftalar süren fazla mesailere kalmıştır. Yargının her zaman cefasını personel çekmiş, cefasını ise başkaları sürmüştür. Tüm meslektaşlarımız adına buradan hem Sayın Cumhurbaşkanımıza hem de Adalet Bakanımıza sesleniyoruz. Adaletin içinde adaletsizliğin tohumlarını atan bu yanlışlıktan bir an önce dönülmeli, bakanlığın öz evladının helali olan bu hakkı kurum dışına ikram etmemelidir.

Buradan ayrıca yapmış olduğu yoğun lobi faaliyetleriyle, gerek uzlaştırma kurumundan Adalet Bakanlığı personelini dışlamaya kalkan ve gerekse mahkeme yazı işleri müdürlerinin hukuk fakültesi mezunu olacağından bahisle “dosyanın eksik olma devrinin biteceğini, hukukçuların hazırladığı kalem işleriyle hakimin dosyaya hazır olacağını” beyan ederek, personelimizin “YETERSİZ” olduğunu ima eden Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu ayrıca KINIYORUZ. Unutmamalıdır ki, yazı işleri müdürlerimiz zaten yeterince hukuk eğitimi alan personellerden seçilmektedir.

Şu hususu tekrar hatırlatmakta fayda görüyoruz. Kamu kurumları, kamu yöneticileri ve bu işin eğitimini alan personeller tarafından yönetilmelidir. Milletvekillikleri, belediye başkanlıkları, birçok bürokratik alanlar zaten yeterince hukukçu dolmuştur. Hukukçu kontenjanını eritmek adına meslektaşlarımızın kariyer umutlarını ellerinden almak yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır. Aynı hataya seçim müdürü alımında da düşülmüştür. Ancak görüyoruz ki daha ilk seçimde büyük sıkıntılar yaşanmıştır.

Bu vesileyle, tüm meslektaşlarımızı mağdur eden bu yanlış düşünceden bir an önce dönülmesi gerekmektedir. Şayet bu düzenlemeden vazgeçilmeyecek ise, bizlere kurumlar arası geçişin önünü açılmak zorundadır. Taleplerimizin olumsuz karşılanması halinde, diğer sendikalarla ortak istişare neticesi gerek iş yavaşlatma ve gerekse iş bırakma eylemlerine mecbur kalacağımızı buradan tüm kamuoyuna ayrıca deklare ederiz. Buradan tüm meslektaşlarımıza haykırıyoruz, artık 1 olma vakti gelmiştir” diyerek sözlerini bitirdi.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


× 4 = otuz altı