Çarşamba, Temmuz 3, 2019
TBB Başkanını KINIYORUZ!

TBB Başkanını KINIYORUZ!

TBB BAŞKANINDAN TALİHSİZ TALEP!

Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak görev yapan Av.Metin Feyzioğlu, TBB’nin davetlisi olarak Türkiye’de bulunan Kosova Barolar Birliği heyetiyle birlikte Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e yapmış olduğu ziyarette, avukatların başlıca sorunlarının listelendiği bir mektup sundu. Sunmuş olduğu bu mektupta skandal bir maddenin yer aldığı görüldü.

Söz konusu mektubun 5. maddesinde yer alan “Ceza uyuşmazlıklarında hukukçu olmayanların uzlaştırmacı yapılması yanlıştır. Devlet memurlarının, örneğin adliye personelinin uzlaştırmacı olarak görevlendirilmesine izin veren uygulama ise Devlet Memurları Kanununa açıkça aykırıdır” talebiyle Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personelin büyük tepkisini çekmiştir.

Sayın Feyzioğlu tarafından atılan bu talihsiz adım tüm adliye personeli ile baro mensubu avukatları karşı karşıya getirmiştir. Menfi ve değerlendirmeden uzak yapılan bu açıklama yargının işleyişinde huzuru bozan bir faktör olmaktan öteye gidemeyecektir. Benzeri konularda yapılan bir kısım açıklamalar karşılığında Alternatif Çözümler Daire Başkanımız Orhan CÜNİ bey tarafından zaten gereken cevap da verilmiş idi.

Söz konusu skandal mektubun 5. maddesinde yer alan Devlet Memurları Kanununa aykırılık hususu irdelenecek olursa, memurlara asıl görevlerinin yanında ikinci görev olarak verilebilecek işlerden bahsetmektedir. Buna göre; hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilik, özel kanunlarla kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmaları bu görevler arasında yer almaktadır.

Kaldı ki, olaya farklı bir boyuttan bakıldığında, uzlaştırma kurumunun kamusal bir görev olduğu ve bu görevin kamu personeli tarafından yönetilmesi gerektiği aşikârdır. Bakanlığa sunulan mektup karşılığında bizlerin de, serbest meslek erbabı olan ve dava karşılığı ticari kazanç sağlayan avukatlar ve buna bağlı yürütülen ortaklıkların uzlaştırmanın selameti açısında görevlendirilmelerinin yanlış olacağı gibi bir söylemde bulunarak karşı atağa geçmemiz doğru olmayacaktır.

Şunu çok net bir şekilde söylememiz gerektiğini düşünüyoruz. Uzlaştırma, kamusal bir kurumdur ve kamu eliyle yürütülmesi kaçınılmaz bir gerekçedir. Eğer bu kurumun başı Adalet Bakanlığına bağlı olan Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı ise himayesindeki kişilerin de yine aynı bakanlığa bağlı kamu çalışanları olduğu sübut bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzlaştırma karşılığında ödenen ücreti ticari bir kazanç olarak değerlendirmek ise yapılabilecek en büyük hata olacaktır. Bu husus bakanlık personelinin görev dâhilinde bulunan keşif, otopsi ve haciz yollukları karşılığında ödenen amme hizmetinin bir karşılığı olarak kabul edilmelidir.

Hulasa, 657  Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 2670 Sayılı kanunla değişik 6.maddesine göre kamu personeli görevini tarafsızlık ve dosdoğru yapacağına dair “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk inkılap ve ilkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini  benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma, insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.” şeklinde yemin ettirilmiş, vatandaşların hak ve menfaatlerine yönelik işbu kamusal görev güvence ve teminat altına alınmıştır. Ancak hiçbir serbest meslek erbabına bu şekilde bir yemin ettirilmemektedir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, Adalet Bakanlığına sunmuş olduğu mektubun 5. maddesinde yer alan talebin talihsiz, değerlendirmeden uzak ve öngörüsüz bir madde olduğunu düşünüyoruz. Memur maaşıyla zorla evini geçindirmeye çalışan personelin ifa ettiği görevden kazanacağı üç kuruşa engel olmaya çalışan ve yargının tecellisinde omuz omuza mücadele eden adliye personeli ve avukatları karşı karşıya getiren bu eylem ve davranışından ötürü kendisini ayrıca kınıyoruz. 

ADALET SEN

GENEL MERKEZİ

 

 

 

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


+ yedi = 15