Cumartesi, Ağustos 10, 2019
Sendikamızca kılık kıyafet yönetmeliğine uymama kararı alınmıştır

Sendikamızca kılık kıyafet yönetmeliğine uymama kararı alınmıştır

Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 5. Maddesinde geçen “ kravat zorunluluğu, saç ve favori uzunluğu, sakal bırakma yasağı, bıyık şekli ile hem erkeklerin hem de bayanların pantolonlarının kumaş cinsine müdahale edilmesi, ayrıca hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir ibaresi uyarınca mübaşir arkadaşların tasnif etmedikleri kıyafetler içine zorunlu olarak sokulması, kamuda görülen hizmetin görülmesinde herhangi bir fayda sağlamadığı gibi ayrıca personelin bu hususlardan şikayetçi oldukları, demokrasinin her platformda dillendirildiği ülkemizde bu tür kısıtlamaların yapılmasının son derece yanlış olduğu, bahse konu kısıtlamaların kaldırılmasının ne kamu kurumlarına ne de kamuda yapılan işlere herhangi bir zararının mevcut olmayacağı, buna en güzel örneği kamu otoritesini oluşturan bakan ve milletvekillerinin en güzel haliyle verdikleri, bakan ve milletvekillerinin saç, sakal ve bıyık ile kılık ve kıyafetlerinde özgürce hareket edebildikleri, bu hususun da ülkenin yönetiminde herhangi bir aksaklığa sebebiyet vermediği gibi şahsi itibarında herhangi bir kayba neden olmadığı çok açıkça görülmektedir.

Bu itibarla, sendikamızca Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 5.maddesinde yer alan kısıtlamalara son verilmesi yönünde, Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan meslektaşlarımızın bu maddeye muhalefet ederek ve demokratik seçimlerini kullanmak suretiyle KIYAFET, SAÇ, SAKAL VE BIYIK KONUSUNDA SERBEST BIRAKILMASINA karar verilmiştir.

SENDİKAL EYLEMDEN DOLAYI HİÇ KİMSEYE CEZA VERİLEMEZ

DİSİPLİN SORUŞTURMASI AÇILAMAZ !

Şu hususu tekrar hatırlatmakta fayda görüyoruz ; Sendika genel merkezince alınan bir eylem kararından ötürü, bu karara uyan o sendika üyelerinin herhangi bir şekilde ceza alamayacağı gerek Danıştay gerekse idare mahkemesi kararlarınca teyit edilmiş olup, bugüne kadar sendikal bir eyleme katılan hiçbir memura da ceza verilememiştir.

Anayasa‘nın 90. maddesi, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Anlaşmalar kanun hükmündedir” hükmünü içermektedir. Sendikal faaliyetleri güvence altına alan “Sendikal Örgütlenme ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 sayılı Sözleşme”, “Kamu Hizmetlerinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşme”, “İnsan hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme” gibi usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Anlaşmaların, Anayasa‘nın 90. maddesi uyarınca iç hukuktaki bir hüküm gibi uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 5198 sayılı Kanun’la değişik 18. maddesinde, “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez” hükmü yer almaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde, “(1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” hükmü bulunmaktadır.

Danıştay 8. Dairesi’nin 1997/4984 E. Ve 09.04.1999 tarihli 1999/1937 sayılı kararı başta olmak üzere, Danıştay’ın ve AİHM’nin de sendikal faaliyetlere katılanlar hakkında disiplin soruşturması açılamayacağı ve disiplin cezası uygulanamayacağı yönünde kararları bulunmaktadır.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

13 yorum

  1. Bu sendikaların şimdiye kadar yaptıkları işler içerisinde gördüğüm en iyi 3 işten birisi kesinlikle. 🙂

  2. Bu destekleyen arkadaşların kaçı bu eyleme katıldı,sonuç ne oldu,hiç haber çıkmadı.

    • Adalet Büro Sen

      Bir çok bölgemizde halen bu eyleme devam eden arkadaşlarımız mevcuttur. Herhangi bir sıkıntı da yaşanmamıştır.

  3. Kravatı icad edenden öbür tarafta şikayetçi olacağım, erkek cinsine yapılmış en büyük zulümlerden biridir.

  4. tebrik eder, başarınızı kutlarım. yeni haklar (yeşil pasaport, şeflik kadrosunun getirilmesi gibi) elde etmeniz dileğiyle.

  5. Baş örtüsünü memur bayanlarda serbest bırakılması hayal edilemezken yapıldı. Erkek memurlarda kravat ve ceket serbestisi daha rahat gerçekleştirilebilir. kadınlar rahat kıyafet giydikleri zaman memur oldukları anlaşılıyor da biz kravat ve ceket takmaz isek anlaşılmaz mı. biraz da bize pozitif ayrımcılık yapın artık.

  6. Tebrik ediyor ve sonuna kadar destekliyorum..

  7. sivil itaatsizliğe destek veriyoruz

  8. Yargi çalisanlarinin yaninda artik Adalet Sen VAR…

  9. Çok doğru bir girişim, kutlarım…
    Milli Eğitimi Bakanı da bizim yanımızda. 🙂

    ”MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI: Şimdi aslında bana kalsa, ben Meclis İç Tüzüğü’ndeki de dahil olmak üzere bütün kıyafet yönetmeliklerinin kalkmasından yanayım. Çünkü bir insana, şüphesiz her ortamın kendine göre asgari olurları ve olmazları vardır, ama insanlar bunu sosyal muaşeret içerisinde zaten bilirler. Yani aileden bilirler, okuldan bilirler, çalıştıkları kurumdan bilirler. Ha bir de belli meslek alanlarında, işte askerlerde falan üniforma zorunluluğu olan, yani üniformasıyla ancak görevini hakkıyla icra edebilen meslekler ayrı. Ama onun dışında bu kıyafet yönetmelikleri bana çok sıcak gelmiyor. Türkiye oraya doğru da gidiyor yavaş yavaş, herkes bunu anlamaya başlıyor. Bundan ötürü kıyamet kopmayacağını herkes gördü. İşte kamu çalışanlarının kıyafet serbestisi deniyor ama, o bile sanki böyle hani bir izin; hayır, bu doğal bir hak, insanlar kendilerine nasıl yakıştırıyorlarsa öyle giyinmeleri kamu çalışanı da olsalar, dediğim gibi belli bir meslek grupları dışında. Eğitimde de biz bugüne kadar hiçbir zararını görmedik, yani şu uygulamaya başlayalı beri öğretmenlerimizin öyle, özellikle bazı hanım öğretmenlerimizin şöyle ya da böyle giyiniyor olmalarından ötürü eğitimimizde herhangi bir kalite kaybına… Tam tersine, istedikleri gibi giyinebilen, özellikle hanım öğretmenlerimiz için söylüyorum, istedikleri gibi giyinebildikleri için mutlular ve dolayısıyla o mutluluklarını çocuklarımıza da yansıtıyorlar, daha başarılı öğretmenler oldular, işlerini daha çok seviyorlar, daha isteyerek geliyorlar görevlerine, sınıflarda daha mutlular. Çocuklar da bunu çok çabuk hissederler, onun için iyi bir şey yaptık. ”

  10. Sonuna kadar destekliyoruz Kilis Adliyesi olarak.

  11. Tebrik ederim gerçekten.

  12. adaletpeşinde

    Tebrik ediyorum, çok güzel bi eylem kararı olmuş, bakanlar sakallı ve kravatsız şekilde gezerken bu devirde bu şekilde çağ dışı bi uygulamaya karşı direnişte yanınızdayız…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


bir + = 6