Cumartesi, Ağustos 10, 2019
Savcılar artık “Kamu Avukatı” statüsünde değerlendirilecek !

Savcılar artık “Kamu Avukatı” statüsünde değerlendirilecek !

12 Eylül darbesiyle gelen hâkim-savcı eşitliğini kaldırmak düşüncesiyle anayasal değişikliği için hükümet çalışmaya başladı. Savcıların bundan sonra  ‘kamu avukatı’ olarak oturacakları yer avukatların yanında olacak. Hükümet tarafından yapılan bu çalışmada,  iddia ve savunma makamları aynı düzeye getirilecek ve savcılar “kamu avukatı” olarak kabul edilecek. Çalışmanın başlangıç noktası Avrupa Parlementosu ve AB’nin her fırsatta dile getirdiği ve ilerleme raporlarında da geçen beklentilere dayanmaktadır. Avrupa Birliği tarafından yargıya yönelik yapılan eleştirilerin başında savcılara yönelik uygulamalar yer almaktaydı. Savcıların hakimlerle birlikte aynı kürsüde oturması ve istişarelere katılması raporlarda yer alıyordu. Yapılan eleştirilen sonucunda hükümet, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını ve üye seçim şeklini baştan sona değiştiren çalışmaların en başında savcılara ilişkin düzenlemenin yapılmasına karar verdi.

Yapılacak çalışmada Anayasa’nın “hakimlik ve savcılık teminatı” başlıklı 139’uncu maddesi düzenlenecek. Madde, sadece hakimleri kapsayacak şekilde düzenlenecek. İddia makamı ve savunma yani savcı ve avukatlar aynı düzeye getirilerek, savcıların statüleri “kamu avukatı” olarak değiştirilecek. Avukatlar nasıl kendi müvekkillerini adına savunma yürütüyorsa savcıların da kamu adına aynı şeyi yaptığı kabul edilecek. Bu haliyle silahların eşitliği unsurunun ortaya çıkması sağlanmış olacak. Yapılacak düzenleme neticesinde savcıların mahkeme salonlarında hakimler ile aynı kürsüyü paylaşması uygulamasına son verilerek, savcıların avukatlarla aynı masayı kullanmaları yoluna gidilecek. Bu itibarla savcılar avukatların bulunduğu bölümde kamu adına iddialarını ifade edebilecekler.

Düzenlemenin getireceği diğer bir unsur ise hakim ve savcıların odalarının yan yana olmasının engellenmesi. Burada hedeflenen amacın savcıların olaylar ile ilgili hakimleri etkilemesinin önüne geçilmesi olarak değerlendiriliyor. Savcıların da avukatlar gibi kolaylıkla hakim odalarına girip çıkmalarının önüne geçilecek. Anayasa’nın 140. maddesinde yer alan “hakimlik ve savcılık mesleği” kıstasları da yeniden ele alınacak. Maddede, savcılar ile ilgili hükümler ayrıştırılarak, savcılara yönelik koruma zırhı yeniden değerlendirilerek yapılacak hatalarda savcıların yargısal ve idari hesap verebilmesinin önü açılacak.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


2 + yedi =