Perşembe, Haziran 13, 2019
Neden Adalet Büro Sen ?

Neden Adalet Büro Sen ?

Dünya üzerinde bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de memurların devlete karşı mesleki anlamda iktisadi-sosyal özlük haklarının ve çıkarlarının korunması amacıyla sivil toplum örgütleri oluşturulmuştur. Sendikal örgütler olarak nitelendirilen bu kamu tüzel kişiliklerinin öncelikle tarihçesini araştırmakta fayda olduğu kanaatindeyim.

“Sendika” tabiri, Latince’de şehir devleti yöneticisi anlamına gelen “Syndic” sözcüğünden türemiş olup, 19.yüzyıldan sonra bir topluluğun ortak çıkarlarını savunmak için oluşturulan bir örgüt anlamını da taşımaktadır. Sonrasında sendika kavramı “çalışma koşullarını iyileştirmek ve korumak amacıyla işçilerin kurdukları sürekli topluluk” şeklinde tanımlanmıştır. İlk olarak İngiltere’de 1824, ABD’de 1842, Almanya’da 1869, Fransa’da ise 1884 yılında sendikaların serbestçe kurulmasına olanak tanıyan yasalar çıkarılmıştır.

Sendikacılığın Türkiye’de tarihsel gelişimi ise 1871 yılında başlamıştır. İstanbul’da Ameleperver Cemiyeti’nin kurulması ve bundan bir yıl sonra tersane işçilerinin grevinin patlak vermesiyle bu hareket başlamıştır. Osmanlı Devleti’nde 19.yüzyılın sonlarında işçilerin cemiyetler çatısı altında bir araya gelerek örgütlendikleri görülmüştür. Sonrasında 1925 yılında Takvir-i Sükun Kanunları’nın çıkmasıyla Cumhuriyet’in ilk döneminde sendikalara örgütlenebilme imkanı verilmiştir.

Türkiye’de sendikacılık 1961 Anayasası ile farklı bir boyut kazanmıştır. Sosyal Hukuk Devleti ve sosyal adalet anlayışının sonucu olarak, çalışma hakkı, grev, sendika ve toplu sözleşme hak ve özgürlüğü ilkeleri Anayasal güvence altına alınmıştır. 1995 yılında yapılan Anayasa Değişikliği ile kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı, 2001 yılında yapılan değişiklikle ise memurlara sendika hakkı tanınmıştır. Sonrasında 2012 yılında TBMM Genel Kurulunda memurlara toplu sözleşme hakkı tanınmıştır.

Sendikalar memurların görüşlerini, düşüncelerini ve taleplerini ilgili makamlara bildirmekle yükümlüdürler. Kamu kudretinin memurlarla tek tek ilişki kurması imkansızdır. Hakların gurup adına savunulmasında sendikalar devreye girmektedir. Ayrıca sendikalar memurların hayatında psikolojik anlamda farklı bir rol oynamaktadır. Sendika üyesi olan memurlar zor çalışma ortamının dışında çok güzel dostluk ilişkileri kurabilmektedir.

Her ne kadar sendikanın sözlük anlamının;  “çalışanların özlük, ekonomik, sosyal, demokratik haklarının alınıp, korunup geliştirilmesi”, siyasetin ise sözlük anlamının; “ülke sorunlarıyla ilgilenme, ülke sorunlarına çözüm üretme işi” olduğu söylense de, Türkiye’de mevcut bir çok sendikal yapının belli bir siyasal ideolojiye yaslanmış olduğunu üzülerek görmekteyiz. Sendikaların amacının herhangi bir siyasi partinin büyümesine destek değil bilakis temsil ettikleri üyelerin sosyal ve özlük haklarının büyümesine vesile olmaktır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 20. maddesi çok açıktır. Bu kanuna göre “Kurulan sendika ve konfederasyonlar siyasi partilerin kuruluşu içinde yer alamazlar, siyasi partilerin ad, amblem, rumuz ve işaretlerini kullanamazlar” denilmektedir. Artık Türkiye’de bulunan memurların sendika sözcüğünü duyduklarında tepkiyle karşıladıklarını rahatlıkla görmekteyiz. Bunun en büyük etkeni ise memurların siyasi uzantısı olan sendikalardan muzdarip olması ve kendi aralarında karşıt görüş nedeniyle bölünmelere sebebiyet vermesidir. Sendikaların bu aşamadaki görevi ayrıştırıcı değil birleştirici olmalıdır.

14.07.1965 tarihinde kabul edilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36.maddesinde kamu çalışanlarına ilişkin hizmet sınıfları teker teker belirtilmiştir. Toplam 11 hizmet sınıfının içinde maalesef yargı çalışanları kendi yerini bulamamış, büro, bankacılık ve sigortacılık hizmet sınıfı içinde değerlendirilmeye alınmıştır. Kanunun kabul edildiği 1965 yılında yargı çalışanlarının sayısının azlığına binaen bu hizmet sınıfının kurulduğu düşünülse dahi aradan geçen 50 yıllık süreçte sayılarının çok hızlı bir şekilde arttığı, bugünkü tarih itibariyle yaklaşık 60 bin yargı çalışanının mevcut olduğu bilinmektedir. Hali hazırda büro, bankacılık ve sigortacılık hizmet sınıfına dayalı olarak kurulmuş olan sendikaların yaklaşık 44 memur kesimini birlikte değerlendirdiği aşikârdır. Yargı çalışanı da bu kalabalık hizmet sınıfının yer aldığı torbada zamanla kaybolmuş, yıllarca biriken sorunları karşısında bugüne kadar sürdürülen sendikal faaliyetlerde kendisine bir türlü yer bulamamıştır.

İşte bu noktada 2009 yılında Konya Adliyesi personelleri bir araya gelerek, 657 Sayılı DMK ve 4688 sayılı Kamu Çalışanları Sendikaları Kanunu çerçevesinde Konya ilinde Adalet Büro Sendikası’nı kurmuş, daha sonra 2013 yılında sendika genel merkezini Ankara iline taşıyarak sorunlarını uzmanlaşmış kadrolar eşliğinde kamu otoritelerine iletme çabası içine girmişlerdir. Ayrıca kuruluş aşamasında yukarıda belirtildiği üzere sendika-siyaset olgusu içine girmeme kararı alınmış, siyaset gütmeyen ve herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi olmayan sendikacılık anlayışı benimsenmiştir. Adliye personelinin yılların açlığına cevap verebilen bu sendikanın, her geçen süreçte yargı camiasında büyüme oranı hızla artmıştır. Büro iş kolunda faaliyet gösteren ve yargı çalışanlarına sırtlarını dönen yaklaşık 20 yıllık sendikalar ancak Adalet Büro Sen kurulduktan sonra Adliye Saraylarının yollarını tekrar hatırlamaya başlamışlardır. Nihayetinde ellerinden havuz-yol-nöbet ve fazla mesai ücretleri giden yargı çalışanlarını tekrar kazanmak kolay olmamıştır. Bugüne kadar yargı çalışanlarının sayısal çoğunluğundan fayda elde eden ancak özlük haklarının korunması bir tarafa ellerindeki mevcut hakların gitmesine de göz yuman bu sendikaların geç kalmış çabaları, yargı çalışanlarınca üye kaybını önlemeye yönelik çırpınışlar olarak değerlendirilmiştir.

Unutulmamalıdır ki, bütün yeni oluşumlar ihtiyaçtan ortaya çıkarlar. Adalet Büro Sen kurucusu olan adliye personelleri de, kendilerinin üvey evlat muamelesi görmesi ve kendilerine yapılan haksızlıklara dur demek amacıyla, Adalet Bakanlığı’nda artık kendilerini temsil etmek düşüncesiyle bu oluşum içine girmişlerdir. Sendikanın kuruluşundaki ilk hedefi DMK’nun 36. Maddesinde tadilat yapılarak “Yargı Hizmetleri Sınıfı”nın kurulması olmuştur. Yapılan çalışmalar zamanla meyvesini vermeye başlamış, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nca 2012 Eylül ayında yayınlanan yargı reformu strateji taslağının 6/16.maddesinde, adalet personeli için devlet memurları mevzuatında yargı hizmetleri sınıfının oluşturulması kararlaştırılmıştır. Çok yeni bir sendika olmasına rağmen gerek meydanlarda gerekse hukuksal alanda büyük adımlar atılmıştır. Yargı çalışanlarının tarihinde ilk defa 08 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da miting yapılmış, bu günün anısına her yılın 08 Aralık tarihi Yargı Çalışanları Günü olarak ilan edilmiş ayrıca tüm yargı çalışanlarına Adalet Büro Sen Adliye Marşı armağan edilmiştir.

Bir yargı çalışanı olarak buradan bütün meslektaşlarıma sesleniyorum. Bizim yerimiz sizin yanınız, sizin yeriniz bizim yanımız. Yargı çalışanlarının tek gücü olan Adalet Büro Sen çatısı altında birleşelim. Hep birlikte güçlenelim.

Artık tüm yargı çalışanı TEK SES, TEK YÜREK …

Hasan Hüseyin TAŞCI                                 
ADALET BÜRO SEN                                     
Basın ve Halkla İliş.Sor.                                
 Genel Başkan Yardımcısı                               

 

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

2 yorum

  1. ibrahim özkaya

    adaleti diğer sendikalarda değil A.S,de

  2. Sendikanın misyonu çok güzel. Hele hele siyasetten uzak bir şekilde yargı çalışanlarını korumaya yönelik çalışmaları takdire şayandır. Yolunuz açık olsun.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


+ dokuz = 13