Çarşamba, Haziran 12, 2019
#HepimizAdliyeciyiz #HepimizKatipAhmetiz

#HepimizAdliyeciyiz #HepimizKatipAhmetiz

Hakimi tarafından mobbinge maruz kalan ödüllü zabıt katibi Ahmet İsmet Baştürk; 
“RIZKIMI VEREN HUDA’DIR, KULA MİNNET EYLEMEM”
diyerek görevinden istifa edip çobanlık yapmaya başladı!
 Sendikamız üyelerinden olup, 2011 yılında girmiş olduğu zabıt kâtipliği sınavını 1.sırada tamamlayarak mesleğe başlayan ve derecesinden dolayı ayrıca komisyon başkanınca plaketle onure edilen Çumra Adliyesi’nde görev yapan Ahmet İsmet Baştürk, hakimi tarafından uzun süre mobbinge maruz kaldığı gerekçesiyle çok sevdiği mesleğinden istifa ederek çobanlık yapmaya başladı.
Meslektaşımız Ahmet İsmet Baştürk; “Yaklaşık 8 yıl süreyle, zabıt kâtipliği ilanının yapılması üzerine büyük bir heyecanla sınava katılmaya karar verdim. Sınavı 1.sırada kazanarak mesleğe atamam yapıldı. Bu başarım komisyon başkanınca karşılıksız bırakılmayarak plaketle ödüllendirildim. Ancak ilerleyen zamanlarda severek başladığım bu iş çekilmez bir hale doğru gitmeye başladı. Birlikte görev yaptığımız hakim tarafından sürekli psikolojik şiddete maruz bırakılıyordum. Onur kırıcı davranışların yanı sıra, sürekli tutanak tehdidi altında görevimi sürdürmek zorunda kalıyordum. Hatta görevim dışında hakimin kendisine ait işleri bile yapmak zorunda bırakılıyordum. Yetkim olmamasına rağmen talimat dosyalarında hakim gibi vatandaşların ifadesini almak zorunda bırakılıyor, alınan ifadeyi yazıyor, sonra imzalaması için masasına götürmek zorunda kalıyordum. Her ne kadar bu durumun usule aykırı olduğunu iddia etsem de, hâkimim makamını kullanarak beni bastırıyordu. Hakkımda sürekli tutanaklar tutuyor, kendisinin tavsiyesi üzerine beni diğer ilçe adliyelere sürgüne göndertiyordu.
Aynı zamanda kalp rahatsızlığımın bulunması nedeniyle bir süre önce kalp ameliyatı olmuştum. Ameliyat sonrası rahatsızlığım devam edince tekrar anjiyo olmak zorunda kaldım. Hekimler her ne kadar ısrarla stresten uzak kalmamı bana telkin etseler de, maruz kaldığım mobbing nedeniyle bu asla mümkün olmuyordu. En azından bir süre rahat edebilmek için bağlı bulunduğum komisyondan 1 yıl ücretsiz izin istediysem de bu talebim reddedildi.
Bunun üzerine üyesi bulunduğum Adalet Sendikası yöneticilerine başımdan geçen olayları aktararak yardım talebinde bulundum. Sendika yöneticilerince hemen mevcut evrak ve tutanaklar benden alınarak, mevcut deliller doğrultusunda mobbing yapan hâkim hakkında yasal işlemler başlatılmak üzere sendika avukatı vasıtasıyla HSK’ya suç duyurusunda bulunuldu. Ancak müracaat sonrası aradan uzun bir süre geçmesine rağmen her nedense HSK bir türlü soruşturmaya başlamadı. O anda anladım ki, adliye personeli adalet içinde adaletsizliğe maruz kalıyordu.
Tüm bu yaşananlardan sonra “Rızkımı veren Huda’dır, kula minnet eylemem” diyerek çok sevdiğim mesleğimden hiç düşünmeden istifa ederek çobanlık yapmaya başladım. İyi mi yaptım diye sorarsanız, evet iyi yaptım. Çok şükür karnımı doyuruyorum. En azından hiçbir stres ve baskı altında yaşamadan, onurum, gururum rencide olmadan hayatımı ikame ettirebiliyorum. Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Adalet Bakanlığı kendi personeline sahip çıkmalıdır. Benim yaşadıklarım sadece küçük bir örnektir. Benzeri ve daha da sıkıntılı birçok olaylar yaşanmaktadır. Adalet Bakanlığı mobbinge bir an önce dur demelidir” dedi.
Meslektaşımızın beyanında geçtiği üzere meydana gelen olaya ilişkin sendikamız avukatı tarafından HSK’ya suç duyurusunda bulunulmuş ise de aradan geçen uzun süreye rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı görülmüştür. Adalet Sen olarak, üyemizi istifaya zorlayan mobbinge dayalı davranışlarından ötürü ilgili amir hakkında gerekli tahkikatın sonuçlandırılması hususunda HSK’daki dosyamızın sonuna kadar takipçisi olacağız.

#HepimizAdliyeciyiz
#HepimizKatipAhmetiz
#HSK

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


dört × 7 =