Salı, Kasım 10, 2020
HAKEM HEYETİ TARAFSIZ OLMALIDIR! KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMUNA BAŞVURUMUZU YAPTIK.

HAKEM HEYETİ TARAFSIZ OLMALIDIR! KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMUNA BAŞVURUMUZU YAPTIK.

Bu sene 4. sü yapılan toplu sözleşme görüşmeleri de hüsranla sonuçlanmış olup, özellikle Adalet Bakanlığı nezdinde çalışan meslektaşlarımız hiçbir beklentisine karşılık bulamamıştır. Yetki dönemlerinde adliye koridorlarında gezen ve siyasetçi edasıyla naralar atan sözde yetkili (etkisiz) sendika, çeşitli vaatlerle üye yaptığı meslektaşlarımıza karşı olan sorumluluğunu yerine getirmemenin pişmanlığını dahi duymamaktadır.  Her zaman olduğu gibi bugün de şu hususu hatırlatmakta çekince duymuyoruz; “toplu sözleşme adı altında sergilenen bu orta oyununa bir an önce son verilmelidir.”  Alınan her zammın enflasyon rakamlarının altında ezildiği bir toplu sözleşmenin, sözde varılmayan uzlaşmada devreye giren ve çoğunluğu devlet kanadının sağladığı bir hakem kurulunun kimseye faydası olmayacaktır. Sözleşme tarafı sendikaların, çoğunluğunu diğer tarafının oluşturduğu bir kurulu hakem heyeti olarak kabul etmeleri dahi,  peşinen mağlubiyeti kabul etmenin en basit haliyle açıklamasıdır.

İşte bu noktada devlet memurlarını çare(siz) bırakan sendikaların yapmadığı girişimi Adalet Sen olarak üstlenerek, hakem heyetinin bağımsız ve tarafsız bir kurum olarak oluşturulması hususunda Kamu Denetçiliği Kurumuna gerekli müracaat yapılmıştır. Ayrıca işbu konuya ilişkin, Anayasa Mahkemesi’ne de haklı müracaatımızı yaparak, gerek meslektaşlarımızın ve gerekse tüm memurların haklarını yasal platformda sürdürmek hususunda sendikamızca bir ilke daha imza atılmıştır.

 

Kamu Denetçiliği Kurumu

Başvuru Numarası      : 2019/16973

HAKEM HEYETİNİN BAĞIMSIZ KURUM TARAFINDAN SEÇİLMESİNE İLİŞKİN BAŞVURUMUZDUR

TARAF EHLİYETİNE İLİŞKİN 

Adalet Büro Sendikası bir Kamu Görevlileri Sendikası olup, üyeleri başta olmak üzere Kamu Görevlilerinin haklarının korunması için her türlü adli ve idari yola başvurma konusunda ehliyet sahibidir.

“4688 sayılı kanun 19/f:
f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak.”

ESASA İLİŞKİN

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu bağımsız ve tarafsız bir kurum olmayıp, Uluslararası Sözleşmeler’e, Anayasa’ya ve iç hukuk yollarına aykırı biçimde teşkil edilmektedir. Bu nedenle Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun aldığı kararlar yok hükmündedir. Şöyle ki;

  1. Anayasa 53/5’de
    memurlar ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkına sahip oldukları ifade edilmekte;
    Maddenin 6. Fıkrasında,  “Toplu  sözleşme  yapılması  sırasında  uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir” düzenlemesi yer almakta ve son olarak,
     7. Fıkrasında “Toplu sözleşme hakkının kapsamı,  istisnaları,  toplu  sözleşmeden  yararlanacaklar,  toplu  sözleşmenin yapılma  şekli,  usulü  ve  yürürlüğü,  toplu  sözleşme  hükümlerinin  emeklilere yansıtılması,  Kamu  Görevlileri  Hakem  Kurulunun  teşkili,  çalışma  usul  ve esasları  ile  diğer  hususlar  kanunla düzenlenir”  kuralına  yer  verilmiş bulunmaktadır.
  • Anayasa 128. Md
    Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.

    ●öncelikle toplu sözleşmenin  hukuki  niteliğinin  saptanması gerekir.  Bu  nedenle,  kamu  görevlileri  toplu  sözleşmesinin,  kamu  hukuku çerçevesinde değerlendirilmesinin bir gereklilik olduğu düşünülmektedir.
  • gerek kamu görevlileri  tarafından  kullanılacak toplu  sözleşme  hakkı,  gerekse  işçiler  tarafından  kullanılacak  toplu  iş sözleşmesinin  hukuki  dayanağı  Anayasa’nın  sosyal  devlet  ilkesidir.  Sosyal devlet  ilkesinin  temel  unsuru  ise  sosyal  koruma  ilkesi  temelinde,  ekonomik olarak  güçsüz  olan  kesimlerin  güçlü  kesimlere  karşı  korunmasıdır.  Bu koruma, ancak güçsüz olanların  güçlerini  birleştirmeleri  ile mümkün  olup,  devletten  bağımsız  olarak  kullanılması  gereken  haklar niteliğindeki  sendikal  hakların  (sendika  hakkı,  toplu  iş  sözleşmesi  ve  grev hakkı) olmazsa olmaz koşullar olarak tüm çalışanlarca kullanılmasını gerektirir. 2010  Anayasa  değişikliği ile oluşturulan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu yeterli ve etkili nitelikte olmayıp salt görünüşte getirilmiştir.

Kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkı, sendika özgürlüğü, grev hakkı ve yönetime katılma hakları ile birlikte kolektif (toplu) sosyal haklar arasında yer alır . Sosyal bir hak olarak toplu sözleşme hakkı, Anayasa’da düzenlenen temel hak ve özgürlükler arasında yer alır. İdarenin ayrıcahakkın  etkin  biçimde kullanılmasını  sağlayacak  düzenlemelerin  de  yapılması  gerekmektedir.

●Öncelikle AİHM’e göre, toplu sözleşme hakkı, lafzi olarak madde metninde yer almamakla birlikte, 11. Maddenin güvence altına aldığı bir haktır. Dolayısıyla;
AİHS
1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.

  1. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
  • Türkiye’nin de tarafı olduğu 151 no’lu ILO Sözleşmesi gereğince Kamu Görevlileri Hakem Kurulu bağımsız ve tarafsız olmalıdır. İlgili maddeler aşağıdaki gibidir;

MADDE 7
Kamu görevlileri ve kamu makamları arasında çalışma koşullarının görüşülmesine olanak verenyöntemlerin ve kamu görevlileri temsilcilerinin anılan koşulların belirlenmesine katılmalarını sağlayan başka her türlü yöntemin en geniş biçimde geliştirilmesi ve kullanılmasını teşvik için gerektiğinde ulusal koşullara uygun önlemler alınacaktır.

MADDE 8
Çalışma koşullarının belirlenmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü ulusal koşullara uygun olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü ulusal koşullara uygun olarak taraflar arasında görüşme yoluyla veya ilgili tarafların güvenini sağlayacak şekilde kurulan arabuluculuk, uzlaştırma veya tahkim gibi bağımsız ve tarafsız mekanizmalardan yararlanılarak araştırılacaktır.

  • AVRUPA SOSYAL ŞARTI hükümleri gereğince “tüm çalışanların adil bir ücret alma hakkı” bulunmaktadır. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için toplu sözleşmeler ÖZGÜRCE yapılması gerekmektedir. Bir toplu sözleşmenin özgürce yapılması için tarafların eşit koşullarda ve tarafsız, bağımsız kurulların hakemliğinde bir araya gelmesi gerekmektedir. Nitekim bir tarafta kamu işvereni bir tarafta kamu çalışanlarının olduğu bir masada aradaki dengenin kurulabilmesi için daha hassas ve tarafsızlığından şüphe uyandırmayacak bir mekanizmanın hakemlik etmesi gerekir.

“Avrupa Sosyal Şartı

BÖLÜM 1
4 ) Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli âdil bir ücret alma hakkı vardır.

BÖLÜM 2
Madde 4 – Adil bir ücret hakkı

Akit Taraflar, adil bir ücret hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla:

1 Çalışanların kendilerine ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlayacak ücret hakkına sahip olduklarını tanımayı;
2 Özel durumlara ilişkin istisnalar dışında, çalışanların fazla mesai karşılığında zamlı ücret alma hakkına sahip olduklarını tanımayı;
3 Çalışan erkekler ile kadınların eşit işe eşit ücret hakkına sahip olduklarını tanımayı;
4 Tüm çalışanların, işlerine son verilmeden önce makul bir bildirim süresi verilmesi hakkını tanımayı;
5 Ücretlerden ancak, ulusal yasalar veya yönetmeliklerle belirlenmiş ya da toplu sözleşmeler veyahakem kararıyla saptanmış koşullar ve ölçüler içinde kesinti yapılmasına izin vermeyi taahhütederler.

Bu hakların kullanılması, özgürce yapılmış toplu sözleşmeler, yasal ücret saptama usulleri veya ulusal koşullara uygun başka yollarla sağlanır.”

Anayasa’da 2010 senesinde getirilen düzenleme ile, bir bakıma, son kararı verme yetkisi, yürütme organı  olan  Bakanlar  Kurulu’ndan  alınarak,  Kamu Görevlileri  Hakem  Kurulu’na  verilmektedir. Ancak böyle bir düzenleme, ancak, söz konusu Kurul, hükümetten bağımsız bir yapıya sahip ise anlam ifade edebilir. Sadece hükümetten bağımsız olması da yeterli değil idareden de bağımsız olacak şekilde teşkil edilmelidir. Oysa, Anayasa’nın 53. Maddesinde, Kurul lehine Anayasal bir güvence öngörülmüş değildir. Tersine,

Kurul’un “… teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar”ın düzenlenmesi kanuna bırakılmıştır. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, üyeleri, her toplu sözleşme döneminde yeniden belirlenen idari  bir  kuruldur.  Buna  göre,  Kamu Görevlileri  Hakem Kurulu:   a) Yargıtay,  Danıştay  ve  Sayıştay  Başkan,  Başkanvekili,  Başkan Yardımcısı veya Daire Başkanları arasından Bakanlar Kurulunca Başkan olarak seçilecek bir üye, b) Kamu İşveren Heyeti Başkanınca Kalkınma Bakanlığı, Maliye  Bakanlığı,  Hazine  Müsteşarlığı  ve  Devlet  Personel  Başkanlığından görevlendirilecek birer üye, c) Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından belirlenecek iki, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlardan birer üye, d)  Üniversitelerin  kamu  yönetimi,  iş  hukuku,  kamu  maliyesi,  çalışma ekonomisi, iktisat ve işletme bilim dallarından en az Doçent unvanını taşıyanlar arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye, e) Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından üç, bağlı sendikaların üye  sayısı  açısından  ikinci  ve  üçüncü  sırada  bulunan  konfederasyonlar tarafından ikişer olmak üzere (d) bendinde belirtilen bilim dallarından en az Doçent  unvanını  taşımak  kaydıyla,  önerilecek  toplam  yedi  öğretim  üyesi arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye, olmak üzere on bir üyeden oluşur (4688, m.34).  Bu durumda, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun 11 üyesinden yedi üyesi, Bakanlar Kurulu ve Kamu İşveren Heyetinin başkanı olan bakan, yani, Devlet Personel Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakan olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  tarafından  belirlenmektedir.  Kanuna  göre,  Kamu  Görevlileri  Hakem Kurulu, Başkanın çağrısı üzerine Başkan dahil en az sekiz üyenin katılımı ile toplanır. Kurul, toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar alır.Bu şekildeki bir düzenlemenin anlamı,  başkan  dahil  en  az  sekiz  üyenin  katılımı  ile toplanabilecek  olan  Kurul’un  yedi  üyesinin,  yürütme  organı  tarafından belirleniyor oluşudur. Bu haliyle, Kurul, yürütme organından bağımsız ve özerk nitelikte bir Kurul değildir.

SONUÇ VE İSTEM:

1-4688 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinin (a) bendinde yer alan “Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkan, Başkanvekili, Başkan Yardımcısı veya Daire Başkanları arasından Cumhurbaşkanınca Başkan olarak seçilecek bir üye” ibaresi, yargı üyeleri içerisinden yapılacak seçimi Yürütme erkinin başının yapması yargı bağımsızlığının ihlali bir yana Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun bağımsızlığını da doğrudan tartışmaya açmaktadır. Nitekim yürütme kamu görevlilerinin toplu iş görüşmelerinde doğrudan taraftır. Bu nedenle Yargı mensupları içerisinden yapılacak seçimin Cumhurbaşkanı tarafından değil bağımsız ve tarafsız bir kurum tarafından yapılması yönünde Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenleme yapılmasının tavsiye edilmesini,

2-4688 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinin (e) bendinde “Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından üç, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlar tarafından ikişer olmak üzere (d) bendinde belirtilen bilim dallarından en az Doçent unvanını taşımak kaydıyla, önerilecek toplam yedi öğretim üyesi arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye” ibaresinin bu üyenin Cumhurbaşkanı tarafından değil bağımsız ve tarafsız bir kurum tarafından yapılması yönünde Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenleme yapılmasının tavsiye edilmesini,

3-4688 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinin (d) bendinde “Üniversitelerin kamu yönetimi, iş hukuku, kamu maliyesi, çalışma ekonomisi, iktisat ve işletme bilim dallarından en az Doçent unvanını taşıyanlar arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye” ibaresinin bu üyenin Cumhurbaşkanı tarafından değil bağımsız ve tarafsız bir kurum tarafından yapılması yönünde Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenleme yapılmasının tavsiye edilmesini saygıyla Kurumunuzdan talep ederiz.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


5 − bir =