Salı, Ocak 5, 2021
Devlet terörünü lanetliyoruz …

Devlet terörünü lanetliyoruz …

Bütün olumsuz düşüncelerin bir kenara bırakıldığı ve manevi huzurun yaşanmasında duyguların doruğa çıktığı bu mübarek Ramazan ayında, Filistinli kardeşlerimizin korkunç ve insanlık dışı saldırılara maruz kaldığını üzülerek görmekteyiz. İsrail’in hukuk tanımaz, insanlık dışı şımarık tavırlarını meşru göstermeye çalışan bir takım devletlerin varlığı ve açıklamaları da durumu daha bir elzem hale getirmektedir. Gazze’de meydana gelen vahşette ölen bebek ve çocukların fotoğrafları her birimizin yüreklerini ayrıca dağlamaktadır. Durum meşru müdafaadan ziyade Müslümanlara yönelik düzenlenen bir soykırım haline gelmiştir.

Soykırım sadece bu coğrafyada yaşayan insanlara ve insanlığa değil, aramızda tarihsel, dinsel, toplumsal ve kültürel bağ bulunan ve bundan 22 yıl önce Ermeni’lerin, Azerbeycan’ın Dağlık/Karabağ bölgesinde Hocalı Kasabasında 613 Türk’ü katletmesi, bugünlerde ise Irak’da Türkmen’lere, Çin’de Uygur Türkleri’ne, Suriye, Myanmar (Burma) ve Arakan’da yaşayan Müslümanlara da aynı vahşeti ve şiddeti yaşatması şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Tarih bütün dünya ülkelerinin sessiz kaldığı bu vahşetleri ibretlik bir vesika olarak kayıt altına alacaktır. Mazlum halkı yıldırma ve neticesinde bitirmek adına yapılan vahşete dayalı bu uygulamalar, dünya üzerindeki devlet terörünün ne denli ileriye gittiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Nükleer silah barındırdığı ve insanlığı tehdit ettiği bahanesiyle bir anda Irak’a giren ABD ve müttefiklerinin, yapılan bu zulmü “İsrail’in Kendini Savunma Hakkı” olarak görmesi, Almanya’nın yaptığı açıklamada “tamamen İsrail tarafında olduğunu”, İngiltere’nin yaptığı açıklamada ise “sivil ölümlerinin en aza indirgenmesinin gerektiğinin” söylenmesi aslında vahşetin asıl sorumlularının kimler olduğunun açıkça bir göstergesidir. Dünya devletlerinin bu vahşet karşısındaki tutumları, bu katliamları büyük bir şehvetle destekledikleri anlamına gelmektedir.

Kınama mesajlarının kifayetsiz kaldığını,  vahşete maruz kalan bebeklere ve çocuklara da herhangi bir faydasının olmadığını çok iyi biliyoruz. Ama yine de gönlümüzden geçen duyguları kelimelere dökmeyi, yaşanan olumsuzluklar için dua etmeyi kaçınılmaz bir eylem olarak kabul ediyor, Adalet Büro Sen Genel Merkezi ve üyeleri ile tüm yargı çalışanları adına bu vahşete imza atan herkesi ayrı ayrı lanetliyoruz.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


× 3 = dokuz