Salı, Mayıs 19, 2020
#adliyecilerölmesin

#adliyecilerölmesin

Geçen hafta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görev yapan Zabıt Katibi arkadaşımız Fatih Ersoy, dün, Antalya Muratpaşa ilçesinde bulunan Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Hukuk Dairesi’nde görev yapan Zabıt Katibi arkadaşımız Cevahir Toker’in 7’nci katta bulunan pencereden kendini boşluğa bırakarak intihar etmesinin üzüntüsünü üzerimizden atamamışken, bugün de Çemişgezek Adliyesi’nde görev yapan mübaşir arkadaşımız Süleyman Aydın’ın adliye arşivinde kendini asarak intihar etmesiyle büyük üzüntü yaşadık.

Birer gün arayla yaşanan her iki intihar vakıası bir taraftan bizleri yasa boğarken, diğer taraftan sebeplerini de düşündürmeden edemedi. Amacımız meydana gelen ölümlerin arkasında sorumlu veya günah keçisi aramak değildir. Ancak yıllardır her platformda bir kısım sorunlarımızın çözülmesi hususunda taleplerde bulunmuştuk. Adliyeler kamu sektörünün maden ocaklarıdır. Çalışma şartları, yapılan işin mahiyeti ve zorluğu, mobbing şikayetlerinin yoğunluğu ve karşılığında alınan ücretin yetersizliği yargı çalışanının ruhen ve fiziken deformasyona uğramasına sebep olmaktadır. Üzülerek söylüyoruz ki, yaptığımız araştırmalar sonunda geride eş ve çocuklarını bırakarak İstanbul’da vefat eden zabıt katibi arkadaşımız ile Çemişgezek’de vefat eden mübaşir arkadaşımızın hayatlarını sonlandıran intihar eyleminin altında ekonomik sıkıntıların varlığını tespit etmiş bulunmaktayız. Maalesef bu durum bizlerin üzüntüsünü daha da arttırmış bulunmaktadır. Ülkemiz şartlarında açlık ve yoksulluk sınırları göz önünde bulundurulduğunda, hele hele 4-5 kişilik bir aileye sahip adliye personelinin almış olduğu ücretin ne denli yetersiz olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.

Böyle üzücü olayların tekrar yaşanmaması en büyük temennimizdir. Ancak Adalet Bakanlığının artık bir an önce harekete geçmesi de kaçınılmaz hale gelmiştir. Diğer kamu kurumunda çalışan personellerden fazlasını istemiyoruz. Sadece adliye personelinin emeğinin karşılığı olan fazla mesailerin eksiksiz ve eşit ödenmesi, yol ücret yardımının tekrar gündeme alınması ve havuz parası olarak tabir edilen keşif ücretlerinin tekrar aynı usulde çalışana ödenmesi hakkaniyet kurallarına uygun düşecektir. Ayrıca bakanlıkça “Adliyelerde Mobbing” adı altında bir çalışma başlatması zorunluluk haline gelmiştir.

Bizler her vefat eden tüm arkadaşlarımıza Yaradandan rahmet, kederli ailelerine de sabır ve metanet diliyoruz. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması adına bütün meslektaşlarımızın#adliyecilerölmesin hastagı altında paylaşım yapmasını da ayrıca rica ediyoruz.

 

 

 

 

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


sekiz × = 16