Pazar, Aralık 8, 2019
ADLİYE PERSONELİ EYLEMDE

ADLİYE PERSONELİ EYLEMDE

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından hakim ve savcılara 1.155.TL zam yapılarak ayrıca sicil affı getirileceğine dair basın açıklaması yapılmış olup, personelin özlük haklarının düzeltilmesi hususunda sessiz kalınmıştır. Yapılan basın açıklaması sonrası Adalet Bakanlığı’nın bir kez daha hakim ve savcı bakanlığından ibaret olduğu ve personelin sorunlarına eğilmekten çok uzak kaldığı görülmüştür. Ayrıca HSYK seçimlerinden hemen önce yapılan bu açıklama düşündürücü bir hâl almıştır.

Bu nedenlerle sendikamızca alınan karar uyarınca ;

1-12.09.2014 (Cuma)  günü saat 08.00-12.00 arası iş yavaşlatma, 13.00-17.00 arası iş bırakma eylemi,

2-12.09.2014 (Cuma) günü Anayasa Mahkemesi’ne müracaatla Adalet Bakanlığı’nın isminin “Hakim-Savcı-Sanık ve Torba Yasa Bakanlığı” olarak değiştirilmesi, olmadığı takdirde Adalet Bakanlığı Personeli kadrosunun “başka bir bakanlığa nakledilmesi” hususunda “sembolik” dava açılarak basın açıklaması yapılmasına,

3-13.09.2014 (Cumartesi) günü saat 14.oo‘de Adalet Bakanlığı’na siyah çelenk bırakılmak suretiyle akabinde eylem ve basın açıklaması yapılmasına,

Karar verilmiştir.

Üyelerimizin Cuma günü yapılacak iş bırakma eylemine iştiraklerini ayrıca “duyarlı olan” tüm meslektaşlarımızın 13 Eylül 2014 (Cumartesi) günü saat 14.00’de Adalet Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ve eyleme katılmalarını önemle rica ediyoruz.

Unutmayınız, sendikanızca alınan karar doğrultusunda eyleme katılan hiçbir memura ILO sözleşmesi, uluslararası, yerel ve yüksek mahkeme kararları uyarınca CEZA VERİLEMEZ. Sesinizi duyurmak için eyleme mutlaka katılınız.

MEMURA SENDİKASININ ALDIĞI KARARDAN ÖTÜRÜ İŞ BIRAKMA EYLEMİNE KATILMASI HALİNDE CEZA VERİLEMEYECEĞİNE DAİR MAHKEME KARARI ÖRNEKLERİ

1-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 21.04.2009 tarih ve 68959/01 başvuru sayılı kararı

Başvuru No: 68959/01 / Strazburg, TARİH: 21 Nisan 2009

Konu : 01 Eylül 200 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin

Sözleşmenin 34. Maddesi uyarınca yapılan başvuru.

Sonuç: AİHM Oy birliği ile

1-AİHM’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine,

2-a-AİHM’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak savunması Devlet tarafından başvurana yargılama, masraf ve giderleri için 1.500 Euro ödenmesine,

b-Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına,

3-Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine.?

2-Danıştay 12. Dairesinin 2005/313 Karar ve 2004/4643 Esas sayılı kararı

Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırışına uyarak 11.12.2003 tarihinde göreve gelmediği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği dolayısıyla 657 sayılı. Yasanın 125/C-b maddesi anlamında özürsüz olarak göreve gelmemek fiilinin sübuta ermediği görülmüştür.

Bu durumda, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacı hakkında tesis olunan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.

3-Mersin İdare Mahkemesinin 2003/813 Karar ve 2002/1295 Esas sayılı kararı

Bakılan davada; davacının, üyesi olduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntıların kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıların yine kamuoyuna anlatılarak desteğinin sağlanması amacıyla 1.I2. 2000 tarihinde yurt çapında gerçekleştirilen bir gün süreyle göreve gelmeme eylemine katıldığı anlaşılmakta olup, davacının sendikal faaliyet niteliğindeki söz konusu fiilin 657 sayılı Anayasanın 125/C-b maddesinde öngörülen izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda; davacının üzerine atılı olan özürsüz olarak bir gün göreve gelmeme fiilinin sübuta ermediği anlaşıldığından, söz konusu filinden dolayı 1/30 oranında aylık kesimi cezasıyla tecziyesi yolundaki işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

4-Danıştay 11. Dairesinin 2005/861 Karar ve 2002/871 Esas sayılı kararı

Dosyanın incelenmesinden, davalı idare bünyesinde sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının 20.4.1995 tarihinde yapılan bir günlük iş bırakma eylemine katılması nedeniyle yaptırılan soruşturma sonucunda; 1. Bölge Disiplin Kurulunun 29.11.1995 tarih ve 1995/186 sayılı kararıyla eylemine uyan Personel Yönetmeliğinin 100/5. maddesi uyarınca tecziyesine ancak eylemin Türkiye genelinde ve eyleme katılımın fazla olması, temel amacın memurlara sendikal hakların verilmesi, ücretlerin yükseltilmesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi gibi sosyal içerikli talepleri ihtiva etmesi hususları dikkate alınarak Aynı Yönetmeliğin 105. maddesi delaletiyle 99. maddesi uyarınca kınama cezası ile tecyizesine karar verildiği ve 1. Bölge Başmüdürünün onayıyla davacıya ayrıca bir günlük sözleşme ücreti kesintisi uygulandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda gerek 399 sayılı KHK de gerekse TCDD Personel Yönetmeliği ve idare ile davacı arasında imzalanan sözleşmede 1 veya 2 gün özürsüz işe gelmeme halinde disiplin cezası olarak uygulanan aylıktan kesme cezası dışında, sözleşme ücretinden kesinti yapılabileceği yolunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 1. Bölge Başmüdürünün onayıyla davacının sözleşme ücretinden bir günlük kesinti yapılmasına ilişkin işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

5-Danıştay 12. Dairesinin 2008/225 Karar ve 2005/5767 Esas sayılı kararı

Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırışına uyarak 11.12.2003 tarihinde göreve gelmediği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi anlamında özürsüz olarak göreve gelmemek fiilinin sübuta ermediği görülmüştür.

Bu durumda, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacı hakkında tesis olunan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.?

6-Ankara 9. İdare Mahkemesinin 2004/1738 Karar ve 2004/1013 Esas sayılı kararı

Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, sağlık hakkı, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin iş güvencesi ve özlük haklarıyla ilgili, Sağlık Bakanlığı Bütçesi Genel Kurulda görüşülmeden önce hükümeti uyarmak amacıyla 05.11.2003 tarihinde iş bırakma ve yavaşlatma eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında gerçekleştirdiği eylemin mazeret olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesinde öngörülen fiilin sübuta ermediği anlaşılmakla davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

7-Danıştay 12. Dairesinin 2005/3529 Karar ve 2005/4499 Esas sayılı kararı

Ankara 9. İdare Mahkemesinin 2004/1738 Karar ve 2004/1013 Esas sayılı kararının onanması kararı.

 8-Danıştay 12. Dairesinin 2004/4148 Karar ve 2004/4209 Esas sayılı kararı

Olayda; davacının, üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntıların kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıları yine kamuoyuna anlatarak desteğinin sağlanması amacıyla 11.12.2003 tarihinde 1 gün göreve gelmemek eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda, sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, 657 sayılı kanunun 125/C-b maddesinde öngörülen “özürsüz olarak bir gün göreve gelmemek” fiilinin sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varıldığından, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

9-Kayseri 1. Asliye Mahkemesinin 2006/234 Karar ve 2001/340 Esas Sayılı Kararı

Konu: 01 Aralık 2000 günü 1 günlük iş bırakma

Hüküm: Sanıkların üzerine atılı 765 Sayılı T.C.K’nın 236/1?2 maddesinde tarif edilen suçun oluşmadığından C.M.K’nın 223/(2) – a maddesi uyarınca beratına?

10-İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Satılmış ve Diğerleri/Türkiye Davası

?Başvuru No:74611/01, 26876/02 ve 27628/02

Strazburg 17 Temmuz 2007

6 Mart 1998 tarihinde, o gün 7:00-15:00 saatleri arası ile 15:00-23:00 saatleri arası çalışan başvuranlardan iki grup, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla iş yavaşlatma eylemi çerçevesinde üç saat süreyle görev yerlerini terk etmişlerdir. Bu eylem sırasında araçlar gişelerden para ödemeden geçmiştir.

AİHM;1. Başvuruların birleştirilmesine;

2.AİHS’nin 11. maddesine ilişkin olarak dile getirilen şikâyetle ilgili olarak başvuruların kabul edilebilir ve geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;

3. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;

4. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranlara: karada belirtilen miktarlar kadar ödenmesine,

ii. manevi tazminat için başvuranların her birine 300 Euro (üç yüz euro);

iii. masraf ve harcamalar için başvuranlara toplu olarak 5.000 Euro (beş bin euro) ödenmesine;

b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;

5. Adil tazmine ilişkin olarak dile getirilen taleplerin reddedilmesine;

Karar vermiştir.

11-Danıştay 8. Dairesinin 1998/4242 Karar ve 1997/4334 Esas sayılı kararı

?Tarih: 10.12 19998, Konu: Memurun bir gün işe gelmemesi ( Sendikaların karar doğrultusunda etkinlik göstermesi)

Manisa İdare Mahkemesi 21.05.1997 gün ve 298 Sayılı Kararın iptali.

Sonuç: Temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunanın üzerinde bırakılmasına oy birliği ile karar verildi.

12-Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2001/3157 Karar ve 2000/12071 Esas sayılı kararı

Tarih: 02.04.2001, Konu: Gişe Memuru olan davalıların görev yerlerini terk etmeleri nedeniyle kurumun zarara Uğraması

Sonuç: Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşme” ile ” Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının belirlenmesi Yöntemlerine ilişkin 151 Sayılı Sözleşme’lerin varlığıda tartışmasızdır Bu sözleşmeler kabul edilmiş olmakla, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca artık iç hukuktaki bir hüküm gibi uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

7 yorum

  1. ADLİYENİN SABIRTAŞLARI

    Evet arkadaşlar hepimiz mağdur birer adliyenin sabır taşlarıyız, bu güne kadar her şeye sabrettik, şu anda eylem yapılıyor diye bir tane basında haberimiz çıkmıyor, bir tane kanalda bahsedilmiyor, neden mi çünkü bizim hakkımızı savunan birileri yok çünkü bizim verilecek oyumuz veyahutta bizden bekletileri yok, bunu tüm kamu oyuna duyurmamız gerekir, tüm bu yaptıklarımızın vatandaşların yani türk halkının bilmesi gerekir ki herkes tepki versin, herkes haklı olduğumuzu görsün, bazı adliyelerdeki arkadaşlar bu iş bırakma veyahutta iş yavaşlatmaya destek vermiyorlar çünkü korkuyorlar başka yere gönderilmekten başka yere sürülmekten korkmayın bu direnişe sizlerde katılın katılın ki sesimiz çıksın, unutmayın arkadaşlar dik durar isek biz kazanırız, inşallah istediğimizi alabiliriz :-(((((

  2. TÜM SENDİKALARIN SİTELERİNE BAKTIM. HERKES AYNI KONU ÜSTÜNDE FARKLI SÖYLEMLERE SAHİP AMA KARAR ORTAK. TÜM SENDİKALAR ADALET BAKANLIĞINI BU KONUDA KINIYOR VE ADALET ÇALIŞANLARINA İYİLEŞTİRME YAPILMASI KONUSUNDA FARKLI TARİHLERDE FARKLI ŞEKİLLERDE EYLEM YAPIYORLAR. DAHA ÖNCELERİDE BU TARZ KONULARDA TEPKİLER DİLE GETİRİLMİŞTİR. BENİM ÖNERİM VE DÜŞÜNCEM ŞU : MADEMKİ HERKES AYNI KONUDA HEMFİKİR, O ZAMAN BİRLİKTE HAREKET ETMEK GEREKİR SESİNİZİ DUYURABİLMEK İÇİN. SİYASİ GÖRÜŞLER ARKA PLANA ATILARAK TÜM SENDİKA TEMSİLCİLERİNİN VE YÖNETİCİLERİNİN BİR ARAYA GELEREK ORTAK BİR KARAR ALARAK BİRLİKTE TEPKİLERİNİ ORTAYA KOYMASI GEREKİR. BUNU ULUSAL BASINDA YAYINLANMASINI SAĞLAMASI GEREKİR. BENCE FARKLI GÜNLERDE FARKLI EYLEMLER YAPILACAĞINA BÜTÜN SENDİKALAR BİR ARAYA GELEREK AYNI GÜNDE AYNI YERDE EYLEM YAPILIRSA SESİMİZİ DAHA İYİ DUYURACAĞIMIZA EMİNİM. BU KONUDA SENDİKA YETKİLİLERİNİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUM. SAYGILARIMLA.

  3. Dün akşam ağır ceza mahkemesi duruşması saat 18:30’da bitti, son dosyada 7 kişi tahliye edildi, bunların işlemleri ve evrak işlemleri bittiğinde saat 20:30’da adliyeden ayrıldık, mesai 17:00’de bitiyor, ama personel bu saatte bırakıpta gidemiyor, ancak bakanlık bir türlü bunu anlayamıyor, YAZIKLAR OLSUN

  4. 1155 TL he. Ne diyeyim ya. Hakkımı helal etmiyorum. Ahirette 20 tırnağım sorumluluğu olan herkesin yakasında olsun. Resmen adliye personelleri ile dalga geçiyorlar. Artık kendimize adliye personeli bile demek içimden gelmiyor. Adliye Personeli deyince Hakim-Savcılar akla geliyor.Bizde çalışanlar olarak ameleyiz işte. Amele kadrosunda bulunan kişileriz. Nereye kime bağlıyız bilinmiyor. Yazıklar olsun. Böyle birşey varmı ya. Maaşımızın yarısından fazla zam. Ee tabi tek çalışan adliyelerde hakim-savcılarımız ya, bütün işleri yapanlar onlar ya, biz neyizki!!! Biz olmasak bile hakim-savcılar adliye işlerini layıkı ile her zaman yaparlar ya. Daha önceki Adalet Bakanıda demişti ya “Her işi en başından sonuna kadar hakimler-savcılar” yapıyor diye; gülmemek elde değil, Birde avukat kökenli Bakanlarımızın bu tür düşünce içinde olduğunu görmek bizi resmen yıktı, bitirdi. Tek topu bakana da atmak doğru değil, bu en baştan bakana kadar uzanan bir süreç. Madem milletin temsilcileri, madem halkı temsil ediyorlar, Halka bir soralım yapılacak zammı yapalım mı yapmayalım mı diye. Halk bize yol gösteren değil mi, bu konuyuda onlarla paylaşalım öyle değil mi?Hepimiz Hakk’a inanıyoruz ya, birgün mahşerde hesaba çekileceğimize inanıyoruz ya, işte o gün geldiğinde birbirimizden nasıl helallik isteyeceğiz çok merak ediyorum.

  5. YETER Kİ İSTENSİN, İSTEYİNCE OLUYORMUŞ !
    Hamdi YALÇIN(hamdiyalcin1@hotmail.com)

    Adalet Bakanımız sayın Bekir Bozdağ’ın girişimleri ile Maliye Bakanlığı kesenin ağzını açtı. Hakim ve Savcılarımızın yüzünü güldürecek nihai haber duyuldu. Hakim ve Savcılarımızla birlikte diğer adli personele de seyyanen onlara verilen zammın yarısı verilmelidir. Adli personelin daha huzurlu, daha mutlu, geleceğe umutla bakabilmesi ve iş veriminin artırılması için bu kaçınılmazdır.

    Sayın Bakan , idari yargıda hukuk fakültesi mezunu olmayan hakim ve savcılardan 10 yılını dolduranlara, kontenjanları etkilenmemek üzere hukuk fakültelerine sınavsız girme imkanı getireceklerini söylüyor.Bu, hükümet için çok rahat gerçekleştirilebilecek bir konudur. Bu iktidar bunu rahatlıkla gerçekleştirir ve idari yargı görev yapan hakimlerimize Hukuk Fakültesinde okumaları ve mezun olmalarının yolu açılmış olur.

    Ben de şunu , Sayın Adalet Bakanımız ve hükümetimizden talep ediyorum; Adli teşkilatta en az 10 yıl Yazı İşleri Müdürlüğü yaparak emekli olan teşkilat mensuplarına, bazı Mahkemelerde dava vekilliği veya yardımcı avukat adıyla duruşmalara girmeleri ,icra takibi yapmaları yolu açılamaz mı? TBB mutlaka buna karşı gelecektir. Ancak hükümet isterse tüm engelleri aşar ve bir kanun düzenlemesiyle , binlerce yazı işleri müdürünün emekliliklerinde kaderine terkedilmemesi , bilgi, tecrübe ve deneyimlerini kullanmaları ve devletimize ayrıca vergi ödemeleri hususunda da bir kattı vermelerinin yolunu açmış olur. Bu iktidar isterse bunu hemen yapar. Yeter ki istesin!

    Adli teşkilatta Hakim ve Savcılar dışında görev yapan personelden yıllarca çoluk-çocuğuyla tatil yapamayan çalışanlara kolaylıklar tanınamaz mı? Verilen güzel haberlerden sonra ; Hakim ve Savcı maaşları günümüz Türkiye şartlarında biraz daha iyleştirilmiş olduğuna göre ; hiç değilse diğer personele ömürlerinde bir defa olsun ATGV Antalya Eğitim ve Sosyal Tesislerinde daha makul (hakim ve savcılarımızın ödediği ücretlerin 1/2’si oranında ) bir ücretle tatil yapmalarının yolu açılamaz mı? İnanıyorum ki, bu iktidar ve Adalet Bakanlığımız için bunu gerçekleştirmek de pek kolaydır. Yeter ki istensin !

    İnsanın, insanca yaşamasının yöntemi olan sosyal devlet anlayışının hayata geririlmesine özel önem veren Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ için bu taleplerin gerçekleştirilmesi pek kolaydır. Hakim ve savcıların maaşlarına yapılan iyileştirmeler gösteriyor ki; yeter ki istensin, isteyince oluyormuş!

  6. yazıklar olsun diyorum başka da bir şey demiyorum

  7. Cumartesi günü yapılacak olan eyleme katınılması gerekir.
    Şunun şurasında bu sendikanın çatısı altında kaç kişiyiz zaten.

    Diğer sendikalarla ortak hareket edilmeli, Mecliste parti başkanları / başkanvekilleri / grup başkanları veya vekilleri ile iletişime geçilmelidir mutlaka.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


+ 9 = onaltı