Perşembe, Haziran 13, 2019
Adalet Sen, Müsteşar Yardımcımız Sayın Talip Bakır’a #Adliyecilerölmesin Raporunu Sunduk

Adalet Sen, Müsteşar Yardımcımız Sayın Talip Bakır’a #Adliyecilerölmesin Raporunu Sunduk

Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerin mevcut iş yoğunluğu, maddi yetersizlikleri, maruz kalınan mobbing, çalışma ortam ve koşulları hep birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen yoğun stres faktörünün büyüklüğü tartışılmaz hale gelmiştir.  Halkın gözünde “masa başında çalışan devlet memuru” olarak düşünülen bu kesim aslında kamu sektörünün maden işçileri olarak değerlendirilmesi yerinde bir karar olacaktır. Yaşanan bu olumsuz etkiler ve zorlanmalar bireyin psikolojik dengesini bozarak tüm enerjisini yok ederek bireyi çaresiz, savunmasız ve zayıf bırakabilmektedir. Kronik hale gelen baskı veya stresten kaynaklanan fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme bireyin işine ve hayata karşı olumsuz duygular hissetmesine yol açacaktır. Mesleki baskılara daha fazla tahammül edemeyen ve iş stresinden tamamıyla ezildiğini hisseden tükenmiş bireyler bir kırılma noktasına ulaşma eğilimindedirler. Meydana gelen bu olumsuz faktörler, kişinin tüm yaşamına etki edecek, aile birliğine ve sosyal yaşantısındaki ilişkilerine, hatta kendine dahi zarar verebilecektir. Maddi yetersizlikler gerekçesiyle bunalıma giren, hatta 2-3 kişinin işi bir kişiye yüklenen personel depresyon sonrası hayatına son verme eğilimine dahi gidebilmektedir.

Bunun ilk örneği ile maalesef  2009 yılında Van Adliyesi’nde çalışan emanet memuru Murat Koraloğlu’nun intiharında yaşadık. Van Adliyesi’nde emanet memuru olarak görev yapan Murat Özcan Koraloğlu, 23 Şubat 2009’da girdiği bunalım sonucu eşini öldürmüş, 3 çocuğunu yaralamış, kendisi de oturduğu binanın camından atlayarak intihar etmişti. Daha önce Koraloğlu’nun bunalıma girmesinin sebebi maddi kriz olarak gösterilmiş ama intiharından 2 gün önce bıraktığı mektup olayı başka bir yöne çekmişti: Koraloğlu, 5 sayfalık mektubunda adliyedeki iş yoğunluğu yüzünden sorunlar yaşadığını, hep yanlış anlaşıldığını, kendisine yüklenen işlerin altından kalkamadığını, onurunun, gururun kırıldığı ve bundan dolayı da psikolojisinin bozulduğunu yazıyordu.

Yaşanan bu üzücü olayın bir daha yaşanmaması temenni edilmiş ise de maalesef yakın zamanda, 3 adliye personelinin intiharına tanıklık etmek zorunda kaldık. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde görev yapan zabıt katibi Fatih Ersoy’un, yıllardır maddi sıkıntılar çektiği, bunun üzerine memleketi olan Yozgat iline tayin istediği, ancak bu tayin talebinin de kabul edilmemesi üzerine buhran yaşadığı, neticesinde geride hamile eşi ve bir çocuğunu bırakarak hayatına son verdiğini üzülerek öğrendik.

Olayın üzerinden bir hafta geçmişti ki, 21.11.2017 tarihinde Antalya Muratpaşa Adliyesi’nde görev yapan zabıt katibi Cevahir Toker’in 7. Katta bulunan pencereden kendini boşluğa bırakarak hayatına son verdiği haberini aldık. Cevahir Toker, adliyede sessiz sakin biri olarak tanımlanmakta, yine maddi sıkıntılar çektiği ve hatta öğlen yemeklerini dahi bu gerekçe ile yiyemediği, son dönemlerde uykusuz işe geldiği, işyerinde uyuyakaldığı, müteaddit defalar abisinden borç para istediği ve hatta kredi çektiği ve bunu ödeyemediği, telefonunda yapılan incelemede en son 14 Kasım’da borç para istediğine dair mesajın bulunduğu tespit edilmiştir.

Çok değil, bir gün sonrasında bu defa Çemişgezek Adliyesi’nde görev yapan mübaşir Süleyman Aydın’ın adliye arşivinde kendini kalorifer borularına asarak hayatına son verdiği haberi tüm yargı çalışanlarını derin bir üzüntüye boğdu. 2006 yılında göreve başlayan, 2 kız 1 erkek çocuğu bulunan Süleyman Aydın’ın iş yerinde iyi biri olarak tanınan ancak daha önce görev yaptığı İstanbul Adliyesi’nden bu yana borç içinde yaşadığı, borçlarını bir türlü ödeyemediği, bu nedenle sıkıntılarının mevcut olduğu öğrenilmiştir.

Yoğun iş stresinin bir sonucu olarak ortaya çıkan depresyon ve intihar vakalarının sayısındaki artış gün geçtikçe daha da artmaktadır.  Marmara Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Pınar Tınaz: “Global ekonomik krizin, ruhsal sağlık sorunlarını, dolayısıyla yoksulluk ve işsizliğin neden olduğu intihar vakalarını tetiklemesi kaçınılmaz olduğunu, kişinnin, yaşadığı ekonomik zorluklar yanında kendini toplumdışı, başarısız ve işe yaramaz hissedebileceğini, umutsuzluk duygusu, ruhsal sağlığı etkilerken bireyin, hem kendini hem ailesini öldürebileceğini, işyeri intiharları ve doğrudan işle ilişkili intiharların sayısı günden güne artmakta olduğunu” yaptığı araştırma sonunda kamuoyu ile paylaşmıştır.

Sendikamızca bu güne yapılan çalışmalarda, bu ve benzeri sıkıntıların varlığına işaret edilmiş, sorunların çözümü noktasında adım atılması talep edilmişti. Meydana gelen üzücü olaylar akabinde, konunun araştırılmasına yönelik sendikamızca komisyon oluşturulmuş, oluşturulan komisyon tarafından intihar vakaları sebep ve sonuç ilişkileri doğrultusunda titizlikle incelenmiş, ilgili makamlara sunulmak üzere rapor tanzim edilmiştir. Sendikamızca Emniyet Müdürü Fransa İnterpol Genel Sekreteri ve Psikolojik Danışman Dr.Bülent Tansel vasıtası ile ortak bir çalışma yürütülmüş, yapılan çalışmada yaklaşık 505 adliye personeli detaylı ankete tabi tutulmuş, anket sonucunda ilişkin iki ayrı makale düzenlenmiştir. Bu makalelerde;

Adalet Bakanlığı’na bağlı kurumlarda çalışan personelin tükenmişliği, stresli çalışma koşullarından kaynaklanmaktadır. Çalışanların toplumda suç işleyen insanlarla sık sık yüz yüze geliyor olmaları, suç potansiyeli taşıyan insanlarla çalışma zorunluluğu içerisinde bulunmaları ve kendilerine sağlanan yönetim desteğinin yetersizliği tükenmişlik yaşamalarına neden olabilmektedir. Çalışanların ekonomik durumları, mesleki statüleri, hizmet verdikleri yer, çevre koşulları ve beklenti düzeyleri gibi değişkenler de yaşam doyumlarını etkileyen unsurlardır. Bununla birlikte iş yerinde gerek ast üst ilişkilerinden ve gerekse kişilerarası ilişkilerden kaynaklanan sıkıntılar, duygusal açıdan tükenmişlik yaşamalarına neden olabilmektedir. Bu nedenle, adliye personeline yönelik kurumsal açıdan sosyal destek mekanizmalarının artırılarak çeşitlendirilmesi onların karşılaştıkları sorunlar karşısında bireysel başa çıkma mekanizmalarını güçlendirmek açısından yararlı olacaktır.Adliye personelinin hizmet vermekte oldukları ortamdaki koşullar gözden geçirilmeli, sosyo-ekonomik düzeyleri iyileştirilmeli ve çalışanların işlerinden doyum elde edebilmeleri için örgütsel destekler sağlanmalıdır” denilmektedir.

Yapılan bu çalışmalar doğrultusunda, bugün Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talip BAKIR bey ile görüşme yapılmış olup, raporumuz kendisine ayrıca takdim edilmiştir. Personelimizin sosyal ve ekonomik düzenlemeler hususundaki beklentilerinin yanı sıra, mübaşir arkadaşlarımızın GİH sınıfına geçmeleri hususundaki yoğun ve haklı talepleri, yargılama usulümüzün değiştirilmesi, birçok disiplin soruşturmasının temelini oluşturan psikolojik taciz/baskının ortadan kaldırılmasına ilişkin genelge yayınlanması (mobbing) ve adliye personelinin yeşil pasaport sorunu da tekrar gündeme getirilerek, bu hususlarda somut adım atılmasının gerekliliği ifade edildi.

Müsteşar Yardımcımız sayın BAKIR; “Meydana gelen intihar vakalarını üzülerek öğrendiklerini, personelimizin şartlarının iyileştirilmesi hususunda ciddi çalışmaların yapılacağını, mübaşir arkadaşlarımızın sorunlarının çözümü noktasında bakan beyle mutlaka görüşeceğini, mobbinge dayalı uygulamaların geneli kapsamadığını ancak bir kısım şikayetlerin mevcut olduğunu, buna ilişkin yine çalışma yapılabileceğini, YSK Görevde Yükselme şartlarının yeniden değerlendirileceğini, sorunların çözümü noktasında gelecek taleplerle çalışma yapmaya hazır olduklarını” ifade etmiştir.

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


6 − = bir