Salı, Ocak 5, 2021
Adalet Bakanlığı Personelinin tepkisi büyük! 3600 Ek Gösterge En Çok Bizim Hakkımız…

Adalet Bakanlığı Personelinin tepkisi büyük! 3600 Ek Gösterge En Çok Bizim Hakkımız…

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 24.05.2018 tarihinde seçim beyannamesinde polislerin, öğretmenlerin, hemşirelerin ve din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e çıkartılacağı müjdesi verilmişti. Verilen bu müjde için Çalışma Bakanlığınca hazırlanan taslağa şube müdürleri, il müdürleri, üniversite sekreterleri ve belediyelerdeki daire başkanları ile bölge müdürlerinin de eklendiği, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerin bu haktan mahrum bırakıldığı görüldü. Meydana gelen bu gelişme personelimizce büyük bir üzüntü ve tepki karşılanmıştır. Verilen tepki, yukarıda sayılan meslek guruplarının ek göstergelerinin arttırılması değil, ülkenin en yoğun çalışan kurumu olan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personelin yok sayılmasıydı.

Gerek ülkemizde meydana gelen 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, gerekse bir çok toplumsal olaylarda ve günlük adaletin tecellisinde günlerce ve hatta haftalarca mesai mefhumu gözetmeksizin geceli gündüzlü çalışan adliye ve ceza infaz kurumu personelinin ötekileştirilmesi, diğer kurum personeline yapılan iyileştirmelerden nemalandırılmaması çok büyük tepkilere yol açmaktadır. Sendikamızca ek göstergelerin arttırılması gerek Adalet Bakanlığından ve gerekse TBMM’den yıllardır talep edilmektedir. Şunu açıkça belirtmekte sakınca görmüyoruz. Bizler her daim vatanımız, milletimiz ve devletimizin bekası uğruna her türlü fedakarlığı yapmaya sonuna kadar hazırız. Bu fedakarlığın da karşılığı olacak diye bir beklentimiz de olamaz. Ancak, devlet idaresinin gölgesi altında “Hak ve Adalet” dağıtımında bir aksaklık var ise o noktada haklı tepkimizi dile getirmekten de kesinlikle geri kalmayacağız. Bizlerin şikayeti diğer kurumda çalışan memur arkadaşlara bu hakkın verilmesi değil, bu hakkın verilmesinde iradenin adalet ve eşitlik ilkesini ihlal etmesidir.

3600 ek göstergenin verilmesi hususunda sendikamızca raporlar tanzim edilerek ilgili bakanlıklara sunulmuş, bir kısım dilekçe kampanyası ve sosyal medya etkinlikleri düzenlenerek gündem oluşturulmaya çalışılmıştır. Ancak personelimizce bu etkinliklere gereken ilginin gösterilmediğini de üzülerek ifade etmek istiyoruz.

Bu itibarla, 3600 ek göstergenin Adalet Bakanlığı Personeline verilmesi hususunda yeniden dilekçe kampanyası başlatıyoruz. Aşağıda örneği verilen dilekçenin belirtilen e-posta adresine, faks numarasına veya fiziki olarak bakanlık adresine ayrı ayrı gönderilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu hususta gereken hassasiyetin gösterilmesini siz değerli meslektaşlarımızdan rica ediyoruz.

Cumhurbaşkanlığı iletişim:

Faks : 0 (312) 525 58 31

e-mail: https://www.cimer.gov.tr

Adres: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 06560 Beştepe-Ankara-Türkiye

 

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı :

Faks: 0 (312) 212 07 81

Adres: Emek Mahallesi, 17. Cadde No:13 Pk: 06520 Çankaya / ANKARA

 

T.C.

CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA

                                                         ANKARA

—–

T.C.

AİLE,  ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA

                                                                                            ANKARA

         Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 24.05.2018 tarihinde seçim beyannamesinde polislerin, öğretmenlerin, hemşirelerin ve din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e çıkartılacağı müjdesi verilmişti. Verilen bu müjde için Çalışma Bakanlığınca hazırlanan taslağa şube müdürleri, il müdürleri, üniversite sekreterleri ve belediyelerdeki daire başkanları ile bölge müdürlerinin de eklendiği, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerin yine bu haktan mahrum bırakıldığı görülmüştür. Meydana gelen bu gelişme personelimizce büyük bir üzüntü ve tepki karşılanmıştır. Verilen tepki, yukarıda sayılan meslek guruplarının ek göstergelerinin arttırılması değil, ülkenin en yoğun çalışan kurumu olan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personelin yok sayılmasıdır.

            Kamu kurumlarında çalışan personelin yaptıkları işin niteliği ve önemi, iş çokluğu ve iş gereklerinin meydana getirdiği psikolojik bozukluklar, mesai sonrası dinlenme saatlerinde yapılan çalışmaların sürekliliği, kurum içerisinde hiyerarşik yapının yoğunluğu nedeniyle ortaya çıkan mobbingin insan hayatına olumsuz yansımaları gibi faktörler birlikte değerlendirildiğinde Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerin diğer kurum personellerine karşılık ruhen ve fiziken çok daha fazla yıprandığı net bir tablo ile karşımıza çıkacaktır.

            Bilindiği üzere adliyeler sorunu olan insanların olumsuz psikoloji ile gitmek zorunda oldukları devlet kurumlarıdır. Bu kuruma gelen insanlar haliyle üzerlerindeki olumsuz psikolojiyi çalışanlara da yansıtmaktadırlar. Sorunların çözümü noktasında vatandaşımızla bire bir ilgilenmekle yükümlü olan personelimiz de neredeyse bu problemlere ortak olmaktadırlar. Herkesin kabul gördüğü üzere, toplumda gerek sosyal ve gerekse ekonomik değişimler nedeniyle ihtilaflar çoğalmakta, haliyle adliyelere müracaatlar bir önceki döneme göre daha fazla artmakta, artan dosya sayısı da yoğun ve stresli iş temposu olarak personelin omuzlarına binmektedir.

            Meydana gelen iş yoğunluğu neticesi personelin mesai saatleri dışında geç saatlere kadar çalışmasına ve hatta hafta sonu dahi işleri bitirmek üzere kurumda ek mesai yapmasına sebebiyet vermektedir. İş yoğunluğunun neticeleri sadece ek mesai olarak karşımıza çıkmamaktadır. Duruşmaların uzaması nedeniyle öğlen yemek mesaisini dahi kaçırabilmekte, hatta uzun süren duruşmalar nedeniyle saatlerce yerinden kalkamayan personelin omur ve bel rahatsızlıkları gibi sağlık sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Hele bir de aynı gün içerisinde nöbet görevi var ise personelin durum daha da ciddi bir vaziyete ulaşabilmektedir.

            Savcılıkta otopsi nöbetine kalan personel gecenin bir vakti kimsenin görmeye tahammül edemeyeceği ölüm vakıaları ile karşı karşıya kalabilmekte, üzerinden atamadığı olumsuz psikolojiyi evine ve çocuklarına yansıtmamak adına kurum tarafından psikolojik sağlık desteği dahi alamamaktadır. Aynı şekilde emanet memurluğunda çalışan arkadaşlara her türlü suç eşyası zimmetlenmekte, emanet depolarının olumsuz koşulları altında sağlıklarını yitirebilmektedir.

            Farklı bir bakış açısıyla icra dairesi çalışanlarının incelenmesinde, borçlu ve alacaklı arasında kalan personel her iki taraftan da psikolojik ve fiziki şiddet görebilmektedir. Bu tür vakıalar daha çok haciz mahallerinde gerçekleşmekte, meydana gelen kavgalar ve tartışmalar sonunda icra dairesi çalışanı dava konusu olabilecek mağduriyetlere uğrayabilmektedir. Kurum içerisindeki çalışan diğer personeller de benzeri birçok sorunla karşı karşıya kaldıkları gibi çoğu zaman amir baskısı ile ortaya çıkan mobbing uygulamaları neticesi ya çalıştıkları işten soğuyarak motivasyonları düşmekte ya da çareyi istifada aramaktadır.

            Anayasa hükümleri uyarınca devletin memurları arasında ayrım yapmasını doğru bulmuyoruz. Adalet, eşitlik ve hakkaniyet kuramları ölçülerine riayet edilerek kamu kurumları arasında zor şartlar altında çalışan Adalet Bakanlığı Personeline de 3600 ek göstergenin verilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

            Tüm bu nedenler birlikte değerlendirildiğinde, yapılan işin niteliği ve ağırlığı da göz önünde bulundurulduğunda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personele 3600 ek göstergenin verilmesini saygıyla arz ederiz. …/…/2018

                                                                                      Adı-Soyadı

                                                                                        Kurumu

Hakkında Adalet Büro Sen

ADALET SEN, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm personellerimizin tek bir çatı altında toplanarak güçlenmesi, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ve çalışma barışının tesisi düşüncesiyle 21 Aralık 2009 tarihinde Adliye Personellerinin kararlı girişimiyle kurulmuştur. Kuruluş aşamasında sendikanın ilkeleri belirlenmiş, başarının tesisine yönelik yol haritası çizilmiş, sendikanın tüzel kişiliğinin siyasetten bağımsız faaliyette bulunmasına, tüm üyelerin ve yöneticilerin Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan personellerden oluşmasına, sendikanın bu alanda uzmanlaşmasına karar verilmiştir. Türkiye'nin birçok il ve ilçelerinde teşkilatlar kurulmuş, alınan karar ve ilkeler doğrultusunda siyasal söylemden uzak çalışmalar yapılmıştır. Büro hizmetleri sınıfında onlarca farklı kurumun arasında kaybolan Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan personellerimizin sorunlarının kaynağı olarak kendisine ait bir hizmet sınıfının bulunmadığı tespit edilmiş, sendikamızca alınan karar doğrultusunda ilk hedef "Yargı Hizmetleri Sınıfının Kurulması" olmuştur. Bu uğurda birçok çalışmalara imza atılmış, tarihte ilk kez 8 Aralık 2012 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce yargı çalışanları Ankara'da toplanarak yıllarca ihmal edilen haklarına ilişkin taleplerini basın açıklaması yoluyla yetkililere duyurmaya çalışmıştır. Bu günün milat olması münasebetiyle 8 Aralık tarihi "Yargı Çalışanları Günü" olarak ilan edilmiş, her yıl farklı etkinliklerle kutlamalar yapılarak yargı çalışanlarının gündeme getirilmesi, çalışma şartlarının ve taleplerinin iyileştirilmesi hususunda kamuoyu oluşturulması düşünülmüştür. Sendikal faaliyetler kapsamında yoğun olarak Adalet Bakanlığında, TBMM'nde ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yapılmış, yazılı talepler ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara takdim edilmiştir. Çalışmalar sadece genel kapsamda kalmayıp, lokal anlamda da taşra teşkilatlarında olan sorunların çözümüne yönelik mahallinde ikili görüşmeler yapılmış, gerek teşkilat yapısındaki sıkıntılar çözüme kavuşturulmuş ve gerekse soruna maruz kalan personelin refaha kavuşması temin edilmiştir. Mevcut konjonktürde birçok sendika kendi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de tüm zamanımızı ve enerjimizi kendi meslektaşlarımıza yönelik harcayarak, alanında uzmanlaşmış bir sendika olmamızdır. Mesele, büyük organizasyonlarda farklılıkların gurupların arasındaki cılız sesler olmamalıdır, asıl mesele aynı sorunları paylaşanların ve aynı dili konuşanların bir araya gelerek kenetlenmesi, sesini güçlü bir şekilde duyurabilmesi olmalıdır. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışmakta olan tüm meslektaşlarımızın daha iyi yarınlara kavuşması için bir araya gelerek güçlenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu gücün de uygulanabileceği kat'i zemin şüphesiz ki ADALET SEN çatısıdır. Tüm meslektaşlarımızın doğru bir düşünce yapısıyla hareket ederek, kendi meslektaşlarının öncülüğünde kurulan ADALET SEN ile yola devam etmeleri en doğru karar olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*


+ sekiz = 13